Mahkeme Kararı: Asliye Ceza Mahkemesinin
Hüküm: 765 sayılı TCK'nın 307/a-1, 59. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Suç : İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı ve ekindeki dava dosyası, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçundan açılan davanın yargılaması sonunda ... Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2009 tarih, 2007/208 - 2009/19 sayılı mahkumiyet kararının sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 16.11.2012 tarih ve 2012/7798 - 2012/12929 sayılı kararı ile;
“Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA” oybirliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 28.03.2013 tarihli itiraz dilekçesinde;
“Sanığın yargılandığı davada savunmasını ... 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nce 26.11.2007 tarihinde talimatla, savunmada müdafii istemeyip, savunmasını kendisinin yaptığı, sanığın yokluğunda verilen mahkumiyet kararının sanığa tebliğ olunduğu,sanığın kendisinin temyiz başvurusunda bulunduğu,temyiz aşamasında tebliğname sanığın soruşturma aşamasında şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınmasında görevlendirilen Av....'e tebliğ olunduğu,ancak bu müdafiin kovuşturma aşamasında sanığı temsil etmediği iddianamenin kabulü ile görevi sona ereceğinden sanık adına tebliğnamenin tebliği usulsüz olduğu görülmüştür.
AİHS'nin 6. maddesi ve CMUK.nun 316/3. maddesi uyarınca tebliğnamenin tebliği zorunlu olup, aksi durum savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir. Dosya kapsamına göre sanık tarafca yalnızca tebliğnamenin usulsüz tebliği öğrenilmiş, tebliğnamenin içeriğini öğrenilmediğinden tebliğnamenin öğrenildiğini kabüle olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda savunma hakkı kısıtlandığının kabulü zorunlu olup,onama kararının kaldırılması” düşüncesiyle Dairemiz kararına karşı itirazda bulunmuştur.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Dairemiz arasındaki uyuşmazlık, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamenin sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediğine ilişkindir.
İtiraz, 6352 sayılı Kanun'un 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelendiğinde;
Sanık hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04.07.2012 tarih 2012/19593 sayılı tebliğnamenin sanığa tebliğ edilmediği anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yerinde görülen itirazı kabul edilerek, öncelikle sanık ve müdafii Av. ...’e anılan tebliğname 28.06.2013 ve 25.05.2013 tarihlerinde tebliğ edilmiş ve sonrasında ise aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:
1- Sanık ...’e ilişkin olarak Dairemizin itiraz edilen onama kararının kaldırılmasına,
2- Sanık hakkında kurulan hükme ilişkin temyizin incelenmesinde;
Sanığa atılı infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçu için 765 sayılı TCK'nın 307/a-1. maddesinde belirlenen cezanın süresi itibariyle, aynı Kanunun 102/4, 104/2. maddelerinde öngörülen zamanaşımının, suç ve inceleme tarihleri arasında gerçekleştiği anlaşılmakla, hükmün BOZULMASINA, CMUK'nın 322. maddesi uyarınca sanık hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 01.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kararına Uygundur. F. D.
Yazı İşl. Md.