Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin
kullanılması
Hüküm : TCK'nın 268. maddesi yollamasıyla 267/1, 53/1-2
maddeleri uyarınca mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- İftira suçunun özel bir halini düzenleyen TCK'nın 268. maddesinde tanımlanan "başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçunun oluşabilmesi için, kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanması gerektiği somut olayda; kovuşturması devam eden uyuşturucu ticareti suçundan hakkında yakalama kararı bulunan ve bu kararın infazına engel olmak amacıyla mağdur ...'ün kimlik bilgilerini kullanarak, beyanı doğrultusunda tutanak tutulup bu suretle resmi belge düzenlenmesine neden olan sanığın eyleminin TCK'nın 206. maddesinde tanımlanan resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacağı hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule ve uygulamaya göre de;
Mağdur hakkında soruşturma başlamadan önce gerçek kimliğini açıklamak suretiyle iftirasından dönen sanık hakkında TCK'nın 269/1. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 17.06.2013 tarihinde suç vasfı yönünden oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Sayın çoğunluk ile aramızdaki hukuki uyuşmazlık sanığın eyleminin TCK'nın 268. maddesindeki başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunu mu, yoksa TCK'nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu mu oluşturacağı noktasındadır.
TCK'nın 268. maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için failin önce bir suç işlemesi, daha sonra bu suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma yapılmasını ya da hakkında dava açılmışsa kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla kamu görevlilerine başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini vermesi gerekmektedir. Bu suçta sadece failin kendisini soruşturmadan kurtarmak maksadıyla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanması cezalandırılmamakta, aynı zamanda hakkında kovuşturma yapılan kişinin kovuşturmanın devamını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanması da cezalandırılmaktadır. O nedenle kovuşturması devam eden uyuşturucu ticareti suçundan yakalama kararı bulunan ve bu kararın infazına engel olmak amacıyla mağdura ait üzerine kendi fotoğrafı yapıştırılmış sahte nüfus cüzdanını kolluk görevlilerine ibraz eden sanığın eylemi başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunu oluşturmaktadır.
Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşabilmesi için ise; kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekmektedir. Sanık hakkında genel adli muayene formu dışında olay ve yakalama tutanağı, teslim ve tesellüm tutanağı muhafaza altına alma tutanağı, ifade tutanağı, şüpheli ve sanık hakları formu, Avukat görüşme tutanağı, yakınlarına haber verme feragat tutanağı, Avukat talep tutanağı, üst arama tutanağının hepsi sanığın gerçek kimliği ile düzenlenmiştir. Genel adli muayene formu sanığın gerçek ismi yerine başka bir gerçek kişinin ismiyle düzenlendiği için
bu suç oluşur ise de, bu suç tipi başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmak suçuna göre genel norm niteliğinde olduğundan başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmak suçundan hüküm kurulması gerekmektedir.
Yukarıda izah edilen nedenlerle uyuşturucu ticareti suçundan aranan ve hakkında yakalama kararı bulunan, mağdura ait nüfus cüzdanında sahtecilik yapan ve yakalandığında bu kimliği kullanan sanığın eyleminin TCK'nın 268. maddesindeki suçu oluşturduğu, yerel mahkemenin suç vasfında yanılmadığı, suç vasfının doğru tayin edildiği düşüncesiyle; sayın çoğunluğun suç vasfından hükmün bozulmasına dair bir nolu bozma düşüncesine katılmıyorum. 17.06.2013
Full & Egal Universal Law Academy