Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç: Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, 2911 sayılı Kanuna muhalefet, patlayıcı madde bulundurma, görevi yaptırmamak için direnme, mala zarar verme
Hüküm: I- Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında;
TCK'nın 314/3 ve 220/6. maddeleri yollaması ile 314/2, 220/6-ikinci cümle, 62, 53/1, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet
II- Sanık ... hakkında;
1- TCK'nın 314/3 ve 220/6. maddeleri yollaması ile 314/2, 53/1, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet
2- 29.10.2011 tarihli eylemi nedeniyle;
a) 2911 sayılı Kanunun 32/1, TCK'nın 53/1, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
b) 2911 sayılı Kanunun 33/1, TCK'nın 53/1, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
c) TCK'nın 265/1-3, 53/1, 58/9, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet
d) TCK'nın 174/1-2, 52/2-4, 53/1, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5/2. maddeleri uyarınca mahkumiyet
3- 21.09.2011 tarihli eylemi nedeniyle;
2911 sayılı Kanunun 32/1, TCK'nın 53/1, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
4- 18.07.2011 tarihli eylemi nedeniyle;
a)TCK'nın 174/1-2, 52/2-4, 53/1, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5/2. maddeleri uyarınca mahkumiyet
b) TCK'nın 152/1-a, 152/2-a, 53/1, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Temyiz edenler: Sanıklar ..., ... ve ... müdafileri, sanık ... ve müdafii sanıklar ... ve ...
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, 29.10.2011 tarihli görevi yaptırmamak için direnme ve patlayıcı madde bulundurma, 18.07.2011 tarihli patlayıcı madde bulundurma suçlarından kurulan hükümlere ilişkin temyiz incelemesinde;
Örgüt adına işlenen patlayıcı madde bulundurma, görevi yaptırmamak için direnme, 2911 sayılı Kanunun 32/1 ve 33/1. maddelerine muhalefet suçlarının hükümden sonra 30.04.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanunun 8. maddesi ile 3713 sayılı Kanunun 7. maddesine eklenen 4. fıkra kapsamında sayılan suçlardan olmadığı belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık ... hakkında 29.10.2011 ve 18.07.2011 tarihli patlayıcı madde bulundurma suçlarından kurulan hükümlerde sonuç hapis cezasının " 8 yıl 4 ay" yerine "8 yıl 4" şeklinde yazılarak ay ibaresinin yazılmaması mahallinde giderilebilir yazım eksikliği yine netice ceza olarak 8 yıl 4 ay hapis ve 30.000.00 TL adli para cezasına hükmedilmesine rağmen TCK'nın 51. maddesi uyarınca değerlendirme yapılırken "4 yıl 2 ay hapis ve 8.320.00 TL adli para cezalarının ertelenmesine yer olmadığına" şeklinde yazılması, mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında öncelikle temel ceza tayin edilip sonrasında TCK'nın 220. maddesi 6. fıkra 2. cümle ile indirim uygulandıktan sonra devamında 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince arttırım yapılması gerekirken, yazılı şekilde uygulama yapılması sonuç ceza değişmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçlarının sübutu kabul, olayların niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasıfları tayin edilmiş, sanıklar ..., ..., ... ve ... haklarında cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde yukarıda eleştirilen hususlar dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar ..., ... ve ... müdafileri ile sanıklar ... ve ...'nın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanık ... hakkında 18.07.2011 tarihli mala zarar verme suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında hükmedilen cezadan 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca artırım yapılırken uygulamaya ilişkin kanun ve maddesinin karar yerinde gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK'nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 3. fıkrasına "3713 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince" ibaresinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3- Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, sanık ... hakkında 29.10.2011 tarihli 2911 sayılı Kanunun 32/1 ve 33/1. maddelerine aykırılık, 21.09.2011 tarihli 2911 sayılı Kanunun 32/1. maddesine aykırılık suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesine gelince;
a) Sanık ...'ın savunması alınmadan hüküm kurulmak suretiyle CMK'nın 191. maddesine muhalefet edilmesi,
b) Kanun koyucunun “sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri” ifadesiyle, 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin uygulanma kapsamı bakımından; düşünce ve kanaatin içeriğinden çok açıklama yöntemini dikkate aldığı, cezanın tür ve miktarı itibariyle bir sınırlama yanında suçların tek tek sayılması yerine, düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri bağlamında işlenebilecek suçların işlenme biçimleri itibariyle bir düzenleme yapmayı amaçladığı anlaşılmaktadır.
Kanun koyucunun yukardaki amacı gerçekleştirmeye çalışırken daha genel ve imkanlara işaret eden ifade biçimleri yerine “yöntem” ifadesini tercih etmesi üzerinde durulmalıdır.
Bir amaca ulaşmak için izlenen yol, usul ve metot gibi anlamlara gelen “yöntem” ifadesi, Kanunun geçici 1. maddesi çerçevesinde ele alındığında, korunmak istenenin; her türlü düşünce ve kanaat açıklama biçimi olmadığı, aksine; bir eylemin bu kapsamda kalabilmesi için meşru olan ve düşünce ve kanaat açıklaması bağlamında mutad olan bir yöntemle işlenmiş olması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Buradan hareketle, eylemin işleniş yönteminin bizzat ayrı bir suç oluşturduğu veya düşünce ve kanaati açıklamak bakımından mutad kabul edilemeyecek olması halinde geçici 1. madde hükmü uygulanamayacaktır.
6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde ifadesini bulan ve başkaca yazım biçimleri arasından tercih edilen “düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri” ibaresi bu ilkeler ve Kanunun genel gerekçesi çerçevesinde değerlendirilmiş, örgütlenme özgürlüğü bağlamında ele alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma özgürlüğünün kollektif niteliği, ifade özgürlüğü ile yakın ilişkisi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince değerlendiriliş biçimi (29.06.2006 tarihli Öllinger-Avusturya, 26.07.2007 tarihli Barankevich-Rusya kararları gibi) nazara alınmıştır. Buna göre, sanığın 2911 sayılı Kanunun 32/1 ve 33/1. maddelerine uygun olduğu kabul edilen eyleminin mutad ve meşru bir “düşünce ve kanaat açıklama yöntemi” olduğu kabul edildiğinden, sanığa yüklenen suçların tarihi ve işlenme yöntemi ile temel şekli itibariyle gerektirdiği cezanın süresine göre, hüküm tarihinde yürürlükte olan 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında düşünce ve kanaat açıklama yöntemiyle işlendiği ve bu nedenle sanık ... hakkında açılan davalara ilişkin olarak kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık ... müdafii ve sanık ... ile müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin sair yönleri incelenmeksizin öncelikle bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 08.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.