Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç: Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
Hüküm: TCK'nın 268. maddesi yollamasıyla TCK'nın 267/1, 50/1-a, 52. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 03.07.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Sanığın suç tarihinde 315 promil alkollü olarak sevk ve idaresindeki araçla park halindeki başka bir araca çarpması sonucu hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan yapılan soruşturmada, üzerindeki kendi fotoğrafı bulunan mağdur ...'ın sürücü belgesini ibraz etmesi, bu isimle ifadesinin alınarak ...hakkında kamu davası açılması, yargılama sonucu mahkumiyet kararı verilmesi ve asıl kimlik sahibi ...'ın cezaevinde uyuşturucu ticareti suçundan tutuklu iken mahkumiyet kararını öğrenmesi üzerine, suç tarihinde uyuşturucu ticareti suçundan gözlem altında olduğunu bu nedenle atılı suçu işleyemeyeceğini ileri sürerek şikayetçi olması, bu nedenle açılan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan soruşturmada kaza yapan aracı teslim alan sanığın ablasının, aracın sanık tarafından kullanıldığına dair beyanı üzerine sanığa ulaşıldığında, sanığın suçunu ikrar ederek gerçek kimliğini açıklaması şeklinde gerçekleşen olayda;
Sanık hakkında TCK'nın 269. maddesinin uygulanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun hükmün onanmasına ilişkin görüşüne aşağıda açıklanan nedenlerle katılmıyorum.
1- TCK'nın 268. maddesinde yer alan başkasına ait kimlik ve kimlik bilgilerini kullanma suçunda, şahsa bağlı cezayı hafifletici neden olarak kabul edilen 269. maddedeki etkin pişmanlık hükümlerinin koşulları oluştuğu takdirde uygulama olanağı bulunmaktadır.
2- TCK'nın 269. maddesinde uygulama koşulu olarak "iftiradan dönme" esas alındığı halde, 268. maddenin uygulanması sırasında "iftiradan dönme" sanığın suçunu ikrar ederek gerçek kimliğini açıklaması olarak anlaşılmalıdır.
3- TCK'nın 269. maddesinin başlığı etkin pişmanlık olmakla birlikte; iftiradan dönme etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için yeterli sayılmış, yasakoyucu tarafından ilave hiçbir koşul aranmamıştır. Failin kişisel olarak pişmanlığını gösterecek ilave bir davranışta bulunması ya da pişman olduğunu beyan etmesi gerekmediği gibi uygulamada Dairemiz tarafından da maddenin uygulanması için sanığın pişman olup olmadığına bakılmamaktadır.
4- Failin gerçek kimliğini açıklaması suç siyaseti ile ilgilidir ve failin serbest iradesi ile kendiliğinden yapılması yeterlidir. Gerçeğe dönmenin saiki önemli değildir. O nedenle gerçek kimliğin araştırma sonucu ya da başka delillerle ortaya çıkması halinde faili ceza indiriminden faydalandırmamak doğru değildir. Çünkü yasa koyucu suç siyaseti gereği böyle bir şahsa bağlı cezayı hafifletici neden öngörmeseydi, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini soruşturma veya kovuşturmadan kurtulmak saikiyle kullanan failler nadiren gerçek kimliklerini açıklar, böylelikle adli makamların işleri daha da zorlaşırdı.
5- Somut olayda da sayın çoğunluk mağdurun suç tarihinde cezaevinde olduğu anlaşıldı düşüncesiyle etkin pişmanlık hükmünü uygulamayan mahkeme kararın doğru kabul etmiştir. Oysa trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan gerçek sanık yerine mağdurun savunmasının alınmasına ve mağdurun suç tarihinde cezaevinde olduğunu beyan etmesine rağmen, Aydın 2. Sulh Ceza Mahkemesi savunmayı inandırıcı kabul etmeyerek 08.07.2009 tarihinde mağdurun mahkumiyetine karar vermiştir. Sanık ise atılı suç nedeniyle mahkumiyet kararından daha sonra 03.03.2011 tarihinde alınan ilk ifadesinde suçunu ikrar ederek gerçek kimliğini açıklamıştır. Yargılama aşamasında bu ikrarından dönmemiştir. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkumiyet hükmü ise Yargıtay 12. Ceza Dairesi tarafından 20.03.2013 tarihinde mağdurun savunması doğrultusunda eksik araştırma nedeniyle bozulmuştur.
Mağdurun suç tarihinde cezaevinde olduğu belgelerle anlaşıldığı için etkin pişmanlığın uygulanmayacağı düşüncesi kabul edilse bile, sanık, mağdurun mahkumiyet kararından sonraki bir tarihte alınan ilk ifadesinde nasıl olsa mağdur mahkum oldu diyerek gerçek kimliğini açıklamayabilirdi. O nedenle somut olayda da mahkum olup henüz beraat kararı verildiği dosyadan anlaşılamayan mağdurun kimliğini kullandığını ikrar edip gerçek kimliğini açıklayan ve bu nedenle mahkum olan sanık hakkında TCK'nın 269. maddesiyle cezada indirim yapılması gerekirken, fazla ceza tayini nedeniyle hükmün bozulması gerekmektedir. 03.07.2013