Tebliğname No : 9 - 2013/112299
İtiraz Edilen Daire Kararı : 12.02.2014 tarih ve 2014/298 - 2014/1435 sayılı onama kararı
İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : Bayburt Asliye Ceza Mahkemesinin 11.02.2013 tarih 2012/156 - 2013/50 sayılı Kararı
Suç : İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı ve ekindeki dava dosyası, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçundan açılan davanın yargılaması sonunda kurulan mahkumiyet hükmü sanık tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizin 12.02.2014 tarih ve 2014/298 - 2014/1435 sayılı kararı ile “Onanmasına” karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 30.05.2014 tarihli itiraz dilekçesinde;
“İtirazın konusunu oluşturan uyuşmazlık; başka suçtan aynı yargı çevresinde tutuklu bulunan sanığın duruşmalara katılımı sağlanmadan hüküm verilmesinin savunma hakkını kısıtlayıp kısıtlamadığı hususu itirazımızın özünü oluşturmaktadır.
5271 sayılı CMK’nın 193. maddesinin birinci fıkrasında, “Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir.” hükmü bulunmakta bu kuralın istisnaları da aynı maddenin 2. fıkrası, 194/2, 195, 196, 200/1, 204. maddelerinde düzenlenmektedir.
Ceza yargılamasının temel ilkelerinden biri olan “yüzdenlik doğrudanlık” ilkesinin istisnalarından birini oluşturan 1412 sayılı CMUK’nın 226/4. maddesindeki; “Duruşmadan vareste tutulmasını talep etmese bile, davanın görüldüğü yer mahkemesinin yargı çevresi dışında başka bir suçtan tutuklu veya cezası infaz edilmekte olan sanığın sorgusu bulunduğu yerdeki mahkeme aracılığı ile yaptırılabilir” şeklindeki hükme karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nın 196. maddesinde yer verilmemiş olması nedeniyle, 1412 sayılı Usul Yasamızdan farklı olarak davanın görüldüğü yer mahkemesinin yargı çevresi dışında başka bir suçtan cezası infaz edilmekte olan sanığın bizzat mahkemede hazır bulundurulması gereklidir. Diğer bir ifadeyle, bu sanığın mahkemede hazır bulundurulması zorunludur.
Kaldı ki, sanığa duruşmada vareste tutulma hakkı hatırlatılmamıştır. Sanığın hazır bulunması sadece bir ödev değil, aynı zamanda bir haktır. Bu bakımdan “doğrudan doğruyalık-vasıtasızlık” ilkesinin istisnalarından biri olan CMK’nın 196/5. maddesindeki,
“(5) Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastahane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir.” şeklindeki hükmün bile, “sanık hazır bulunmayı açıkça istemedikçe” diye yorumlanması gerekir. Ayrıca anılan maddede bazı oturumlara “getirilmemeden” söz edildiğine göre, yasa koyucunun 1412 sayılı CMUK’nda olduğu gibi 5271 sayılı CMK’nda da amacının tutuklu sanığın hükümde hazır bulunmasını sağlamak olduğu da anlaşılmaktadır. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 19.04.2005 gün 2005/19-40 ile 15.03.2005 gün ve 2005/20-27 sayılı kararları başta olmak üzere bir çok kararında bu ilkeler vurgulanmıştır.
Bu nedenlerle;
5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan CMUK’nın 326. ile birlikte yukarıdaki hükümler değerlendirildiğinde davanın görüldüğü yer mahkemesinin yargı çevresi olan Bayburt M tipi Cezaevinde başka bir suçtan cezası infaz edilmekte olan ve duruşmadan vareste tutulma isteği bulunmayan sanığın duruşmada hazır edilmeden mahkumiyet kararı verilmesi savunma hakkının açıkça kısıtlanması olup hükmün öncelikle bu usuli nedenlerle bozulmasına karar verilmesi gerektiği” düşüncesi ile Dairemiz onama kararına karşı itirazda bulunmuştur.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Dairemiz arasındaki uyuşmazlık, aynı yargı çevresindeki cezaevinde başka suçtan hükümlü olup, duruşmalarda bulunmaktan bağışık tutulmasına karar verilmemiş olan sanığın, duruşmada hazır bulundurulmadan yokluğunda karar verilip verilemeyeceğine ilişkindir.
İtiraz, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelendiğinde;
18.07.2012 tarihli oturumda sorgusu yapılıp, duruşmadan vareste tutulmasına karar verilmeyen ve aynı yargı çevresindeki cezaevinde başka suçtan hükümlü olup duruşmalardan da vareste tutulma talebi olmayan sanığın, yokluğunda yargılamaya devamla mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle CMK’nın 196. maddesine muhalefet edildiği anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı yerinde görülerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:
1- Dairemizin sanık hakkında itiraz edilen “onama” kararının kaldırılmasına,
2- Sanığın temyizine ilişkin incelemede;
Aynı yargı çevresindeki cezaevinde başka suçtan hükümlü olup duruşmalardan da vareste tutulma talebi olmayan sanığın, yokluğunda yargılamaya devamla mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 20.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy