Tebliğname No : KD-2014/268786
İtiraz Edilen Daire Kararı : 20.03.2013 tarih ve 2013/1741 – 2013/4153 sayılı onama kararı
İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.11.2012 tarih 2012/370-2012/654 sayılı kararı
Suç : Silahlı terör örgütü adına suç işleme
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı ve ekindeki dava dosyası, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında silahlı terör örgütü adına suç işleme suçundan açılan davanın yargılaması sonunda kurulan mahkumiyet hükmü sanık müdafii tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizin 20.03.2013 tarih ve 2013/1741 – 2013/4153 sayılı kararı ile “Onanmasına” karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 16.10.2014 tarihli itiraz dilekçesinde;
“Sanık A.. S.. hakkında, Diyarbakır 6.Ağır Ceza Mahkemesinin 29/11/2012 tarih, 2012/370 esas, 2012/654 karar sayılı hükmü ile 5237 sayılı TCK’nın 220/6, 314/3.maddesi yollamasıyla TCK’nın 314/2, 3713 sayılı yasanın 5, TCK’nın 220, 62, 53/1, 58/9.maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına ilişkin mahkumiyet kararı dairenizin yukarıda belirtilen itiraza konu kararı ile onanmıştır.
Ancak aynı olay nedeniyle diğer sanıklar hakkında açılan davalarda dairenizce "2911 sayılı Kanunun 23/b maddesinde belirtilen silah, araç ve malzemeleri taşımaksızın ya da anılan maddede belirtilen halleri gerçekleştirmeksizin, kolluğun gözetim ve denetimi altında Diyarbakır Caddesi üzerinde oturma eylemi yapan ve kolluk görevlileri tarafından yapılan ihtara rağmen dağılmayan topluluğun, zor kullanarak dağıtılmak istenmesi üzerine görevlilere yönelik cebir ve tehditte bulunmaksızın birbirlerine kenetlendikleri, sonrasında kolluk tarafından kişilerin tek tek gruptan ayrılmaları sağlanmak suretiyle topluluğun dağıtıldığı ve grup içinde yer alan sanıkların zor kullanılmasına rağmen dağılmamakta ısrar ettiğine dair delil de bulunmadığı gözetilmeden, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme ve 2911 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından beraatlerine karar verilmesi yerine yazılı biçimde mahkumiyetlerine hükmolunması", gerekçe gösterilerek bozma kararı verilmiştir.
Aynı eylem nedeniyle farklı sanıklar arasında içtihat farklığı ortaya çıkmakla sanık lehine itiraz yoluna başvurulduğu” belirtilmek suretiyle Dairemiz onama kararına karşı itirazda bulunmuştur.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Dairemiz arasındaki uyuşmazlık, sanığa yüklenen suçun sübut bulunup bulunmadığına ilişkindir.
İtiraz, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelendiğinde;
Oluş ve tüm dosya kapsamına göre; 2911 sayılı Kanunun 23/b maddesinde belirtilen silah, araç ve malzemeleri taşımaksızın ya da anılan maddede belirtilen halleri gerçekleştirmeksizin, kolluğun gözetim ve denetimi altında Diyarbakır Caddesi üzerinde oturma eylemi yapan ve kolluk görevlileri tarafından yapılan ihtara rağmen dağılmayan topluluğun, zor kullanarak dağıtılmak istenmesi üzerine görevlilere yönelik cebir ve tehditte bulunmaksızın birbirlerine kenetlendikleri, sonrasında kolluk tarafından kişilerin tek tek gruptan ayrılmaları sağlanmak suretiyle topluluğun dağıtıldığı ve grup içinde yer alan sanığın zor kullanılmasına rağmen dağılmamakta ısrar ettiğine dair delil bulunmadığı anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:
1- Sanık hakkında Dairemizin itiraz edilen “onama” kararının kaldırılmasına,
2- Sanık müdafiinin temyizine ilişkin incelemede;
Oluş ve tüm dosya kapsamına göre; 2911 sayılı Kanunun 23/b maddesinde belirtilen silah, araç ve malzemeleri taşımaksızın ya da anılan maddede belirtilen halleri gerçekleştirmeksizin, kolluğun gözetim ve denetimi altında Diyarbakır Caddesi üzerinde oturma eylemi yapan ve kolluk görevlileri tarafından yapılan ihtara rağmen dağılmayan topluluğun, zor kullanarak dağıtılmak istenmesi üzerine görevlilere yönelik cebir ve tehditte bulunmaksızın birbirlerine kenetlendikleri, sonrasında kolluk tarafından kişilerin tek tek gruptan ayrılmaları sağlanmak suretiyle topluluğun dağıtıldığı ve grup içinde yer alan sanığın zor kullanılmasına rağmen dağılmamakta ısrar ettiğine dair delil de bulunmadığı gözetilmeden, örgüt adına suç işleme suçundan beraatine karar verilmesi yerine yazılı biçimde mahkumiyetine hükmolunması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 28.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy