Mahkemesi :Ağır Ceza
Suç: Kenevir ekme, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma, uyuşturucu madde ticareti yapma
Hüküm: 1- Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri 2- Kenevir ekme suçundan mahkumiyet 3- Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan beraat
Temyiz edenler: Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan verilen karara yönelik yapılan incelemede;
TCK'nın 191. maddesinde değişiklik yapan 6545 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 28.06.2014 tarihine kadar verilen kararlarla ilgili olarak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 20.03.2012 tarih ve 2011/785-2012/101 sayılı kararında açıklandığı üzere; “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma” suçundan dolayı, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen “tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararın, sözü edilen fıkraya 6217 sayılı Kanunla eklenen cümlenin yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihinden önce ya da sonra verilip verilmediğine bakılmaksızın, temyiz değil itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle, inceleme yapılmasına yer olmadığına, gereğinin merciince yerine getirilmesine,
2- Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
"Uyuşturucu madde ticareti yapma" suç adının gerekçeli karar başlığında yazılmaması mahallinde giderilebilir yazım eksikliği olarak kabul edilmiştir.
Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması gerekçeleri gösterilerek, mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazının reddiyle beraate ilişkin hükmün ONANMASINA,
3- Kenevir ekme suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince;
Sanıkta ekili halde kenevir ele geçirilemediği gibi sanığın kenevir ektiğini belirttiği yerde yapılan araştırma sonucunda kenevir kökü veya hasat artığı gibi maddi bulgu elde edilemediği, bu durumlar karşısında sanığın atılı suçu işlediğine ilişkin, soyut beyanı dışında, kuşku sınırlarını aşan, yeterli ve kesin delil bulunmadığı, şüpheden sanığın yararlanması gerektiği yolundaki genel ceza hukuku ilkesi de gözetilerek, beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle BOZULMASINA, 26.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.