Mahkemesi :Sulh Ceza
Suç: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Hüküm: Tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyulmaması üzerine mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
14.04.2009 tarihli hüküm fıkrasında, sanığın yokluğunda verilen hükmün temyiz süresinin, "tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren başlayacağı" belirtilerek yanılgıya neden olunduğu ve gerekçeli kararın Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre usulüne uygun tebliğ edilmediği anlaşıldığından, sanığın 03.08.2011 tarihli dilekçesinin süresinde yapılmış bir temyiz talebi niteliğinde bulunduğu, bu hali ile mahkemenin 28.07.2011 tarihli kararının hukuki değerden yoksun olduğu kabul edilerek 14.04.2009 tarihli hükmün incelemesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.03.2012 tarihli ve 2011/785-2012/101 sayılı kararında da açıklandığı üzere; “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma” suçundan dolayı, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararın, sözü edilen fıkraya 6217 sayılı Kanunla eklenen cümlenin yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihinden önce ya da sonra verilip verilmediğine bakılmaksızın, temyiz değil itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle
5271 sayılı CMK’nın 267 ve devamı maddeleri uyarınca sanığın isteğinin itiraz merciince incelenmek üzere dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na GÖNDERİLMESİNE, 21.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.