İNCELENEN KARARLARIN;
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç: Tefecilik yapmak
Hüküm: Mahkumiyet
Dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
TCK'nın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçu kanunun "Topluma Karşı Suçlar" başlıklı üçüncü kısmının dokuzuncu bölümünde düzenlenmiş olup suçun mağduru tüm toplumdur. Tefecilik ilişkisinde faiz karşılığı ödünç para alan kişi, iradi olarak faiz ilişkisinin tarafı olmakta olup gerçek anlamda suçun pasif failidir. Ancak kanun koyucu izlediği suç siyaseti gereği tefecilik fiilinin aktif failinin kolayca tespitini sağlamak amacıyla ödünç para alan kişiyi cezalandırmamıştır. Bu halde tefecilik fiilinin pasif faili konumunda bulunan faiz karşılığı ödünç para alan kişinin suçun mağduru olarak kabulüne olanak yoktur. Bu kişilerin fail hakkında şikayetçi olmaları halinde açılan bir kamu davasındaki konumları ihbar eden niteliğindedir ve suçun doğrudan mağduru olmadıklarından davaya katılma hak ve yetkileri bulunmamaktadır. Bu nedenle sanık hakkında tefecilik suçundan açılan kamu davalarına CMK'nın 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen müştekinin tefecilik suçu yönünden katılma hakkı olmadığı, bu itibarla hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından müşteki ...'ın temyiz talebinin reddine ilişkin 10/11/2015 tarihli ek kararın ONANMASINA,
Sanığın Tefecilik suçundan mahkumiyetine ilişkin hükmün sanık müdafiinin temyiz itirazları yönünden incelemenin yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre 01/01/2013 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 2013 yılı ve öncesi olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ve 7242 sayılı Kanun'la yapılan değişikliklerin ve 6545 sayılı Yasa'nın 81. maddesiyle değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi uyarınca hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi durumunda hapse çevrilemeyeceğinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün bulunmuştur.
Yapılan yargılama sonunda aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda tartışılıp sanığın suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde yukarıda eleştirilen hususlar dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 07/04/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.