Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç: Tefecilik Yapmak
Hüküm: Mahkumiyet (erteli)
Dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre 05/12/2013 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 12/12/2013 yılı ve öncesi olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.
Oluşa ve dosya içeriğine, sanığın çalıştığı işyerinde değişik zamanlarda Burcu Koç ve ...'ın kredi kartlarından kontür satışı yapılmış gibi çekim yaparak bunun bir miktarını komisyon olarak aldığının kabulü karşısında; dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 26/04/2016 tarihli ve 2014/118 Esas, 2016/208 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağı, bu bağlamda TCK'nın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, bunu meslek haline getirmenin suçun unsurları içerisinde yer almadığı, değişik zamanlarda ve/veya farklı kişilere karşı tefecilik eylemini zincirleme olarak işleyen sanık hakkında aynı Kanun'un 43. maddesinin uygulanması gerektiği sanığın tefecilik suçunun zincirleme surette işlediği anlaşıldığı halde, sanığın cezasından TCK'nın 43/1 maddesi gereğince artırım yapılmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni olarak gösterilmemiştir.
Sanığın TCK'nın 43/1 maddeleri uyarınca mahkumiyeti yerine, yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamış olduğu karşısında, 5271 sayılı CMK'nın 231/8. maddesine, 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 72. maddesi ile eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklindeki hükmün ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği, buna karşılık dava konusu somut olayda suç, yasal değişiklikten önce işlendiğinden, yasal engel oluşturmayacağı gözetilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin hakim tarafından CMK'nın 231/5-6. maddesindeki şartlar gözetilmek suretiyle değerlendirilmesinde yasal zorunluluk bulunduğu, bu itibarla sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hakkında hükmün açıklanmasının geri
bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerektiği ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04/03/2008 gün ve 2008/6-47 esas, 2008/43 sayılı kararı ışığında, yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkacak sonuçtan sanığın yararlandırılmasının, hakkaniyete aykırı sonuçlar doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin sakatlanmasına yol açacağı ve bu nedenle 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı,
Yapılan yargılama sonunda aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda tartışılıp sanığın suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde yukarıda eleştirilen hususlar dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 14/04/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.