MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM: Çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyet
İlk derece mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle başvurunun muhtevası ve inceleme tarihine kadar getirilen kanuni düzenlemeler nazara alınıp, 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren duruşmasız yapılan değerlendirmede dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 19.11.2020 gün ve 2019/7804 Esas, 2020/5133 Karar sayılı ilamıyla ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmü ile ilgili olarak istinaf yoluna başvuran suça sürüklenen çocuk müdafisinin, katılan Bakanlık vekili lehine hükmedilen vekalet ücretine yönelik istinaf talebi bulunmadığı ve vekalet ücretinin şahsi hakka ilişkin olup suça sürüklenen çocuk tarafından ayrıca istinaf sebebi olarak belirtilmediği takdirde re’sen nazara alınamayacağı gözetilerek vaki istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretinin karardan çıkarılması suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddedildiğinden bahisle kararın bozulmasının ardından mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmesi karşısında, kurulan yeni hükümde Bakanlık vekili lehine vekalet ücreti verilmesi gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması,
Kanuna aykırı, suça sürüklenen çocuk müdafisi ve katılan Bakanlık vekili ile mağdure temsil kayyımının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5271 sayılı CMK'nın 302/2-4. madde ve fıkrası gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 303. maddesinin verdiği yetkiye istinaden düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına “katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 8.200 TL maktu vekalet ücretinin suça sürüklenen çocuktan alınarak katılan Bakanlığa verilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.12.2021 tarihinde üye ...’un karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Suça sürüklenen çocuk hakkında verilen mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde hakkında takdiri indirim sebebi uygulanmamasına gerekçe yazılmaması ve vekalet ücretinin şahsi hakka ilişkin olması sebebiyle verilen bozma kararı sonrası bozmaya uyularak yapılan yargılamada yine gerekçesiz olarak takdiri indirim sebebinin uygulanmamasına ve vekalet ücreti konusunda da hatalı karar verilmesi üzerine bu defa onanmasına karar verilmiştir. Mahkemenin işlemi aslında bozmaya fiili bir direnmedir.
Sayın çoğunluk ile ihtilafa düştüğümüz husus, sanık çocuk hakkında TCK’nun 62 maddesinin uygulanmama gerekçesinin dava dosyasına uygun şekilde yazılıp yazılmadığı konusundadır.
Yargıtay uygulamasında, TCK’nun 62 uygulama veya uygulamama gerekçesi mahkeme kararında gösterilmelidir. Takdiri indirim sebebi, TCK'nun 62. maddesine göre ceza en fazla 1/6 indirim gerektiren genel bir sebeptir. Cezanın bireyselleştirilmesinde hakime tanınmış takdiri bir husustur. Bu husus açıkça temyiz sebebi yapılmışsa denetlenmek zorundadır.
TCK’nun 62/2 fıkrada genel ifadeler ile takdiri indirim sebebi olabilecek hususlara örnek kabilinden yer verilmiş olup bunların içi de dava dosyasına göre doldurulmalıdır. Sanığın kişilik özelliği, takdiri indirim sebebi uygulamasında dikkate alınması gerekmektedir.
Takdiri indirim sebebi uygulanması için müdafi veya sanık mahkemeden talep etmişse lehe veya aleyhe bir karar vermelidir. Takdiri indirim sebebi gerek uygulanırken ve gerekse uygulanmadığı hallerde mahkumiyet kararında gerekçe bulunması zorunludur. Sürdürülen uygulamaya göre kanundaki lafzın tekrar edilmesi ve faile göre bireyselleştirme yapılmaması bozma sebebi oluşturur. Gerekçesiz olarak bu konudaki talebin reddedilmesi bozma nedenidir. Yine gerekçenin yeterli olmaması da denetlenen ve bozma sebebi oluşturan bir konudur. Mesela Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2018/6771-2021/474 sayılı 26.01.2021 günlü kararında; “Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 24.01.2017 gün ve 2014/3-508 Esas, 2017/22 sayılı Kararında belirtildiği üzere 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinde düzenlenen takdiri indirimin uygulanması veya uygulanmamasına ilişkin kararların da gerekçeli olmasının zorunlu olduğu nazara alındığında, mahkemece bu hususta denetime elverişli gerekçe içerecek şekilde hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden "sanık lehine takdiri indirim sebebi bulunamadığı" şeklindeki kanuni olmayan yetersiz gerekçeyle anılan maddenin tatbikine yer olmadığına karar verilmesi,” denilerek hüküm bozulmuştur. Yine kanun metninin tekrar edilmesinin gerekçe olmadığı Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2017/3325-2021/361 sayılı 21.01.2021 günlü kararında; “Dosyada mevcut adli sicil belgesine göre herhangi bir mahkumiyet kaydı olmayıp, duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz davranışları bulunmayan ve aşamalarda pişmanlığını beyan eden sanık hakkında kanundaki bir kısım ibarelerin tekrarıyla yetinilmek suretiyle 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinin tatbikine yer olmadığına karar verilmesi,” şeklinde ifade edilmiştir. Bütün bu konular artık istikrarlı uygulamalar haline gelmiştir.
Takdiri indirim sebebi olarak failin dışındaki şartlarda nazara alınabilir. Faili suç işlemeye iten sosyal, ailevi veya kişisel nedenlerin her biri indirim gerekçesi yapılabilir. Failin suçtan sonraki davranışları da indirim sebebi olabilir.
Olay yerinden kaçmaması veya kendiliğinden teslim olması, delilleri karartma imkanı varken yapmaması indirim sebebi olabilirken suçu ikrar etmesi, suçu ortaya çıkarmaya yarayan itiraflarda bulunması, davayı kabul ederek pişmanlığını ortaya koyması, suçun karanlıkta kalan kısımlarını ortaya çıkarması, diğer suç faillerinin tespiti veya yakalanmasına yardım etmesi suçun delillerini göstermesi, kolluk, savcılık veya mahkeme ile işbirliği yapması indirim sebebi olurken failin yeterli eğitim almaması, hasta olmasa da akıl zayıflığı bulunması takdiri indirim sebebidir.
Failin sabıkalı geçmişi takdiri indirim nedeni uygulanmasına engel olur. Delilleri saklaması, suçun ortaya çıkmasını engelleyen davranışları olması, aranmasına rağmen bilerek adli işlemlerden kaçması ve yakalanması, sosyal ilişkilerinin zayıf ve antisosyal kişilik özelliği, yargılamada kırıcı davranışları ve disiplini bozucu hareketleri, tanık veya mağduru tehdit etmesi gibi failin kişilik özellikleri ile ilgili sebepler takdiri indirim uygulanmamasına gerekçe olabilir. Fail hakkında kişilik özelliği ile ilgili aleyhe her husus gerekçe gösterilerek takdiri indirim sebebi hakkında uygulanmayabilir.
Dava dosyasına göre; sanık çocuk, işlediği fiilden pişmanlık duyduğunu mahkemede ifade etmiştir. Öğrenci olup henüz eğitimini tamamlamamıştır ve sabıkası yoktur. Dava dosyasına ve duruşma tutanaklarına yansıyan herhangi bir olumsuz kişilik özelliği de bulunmamaktadır. Buna rağmen mahkeme, TCK’nun 62 maddesini uygulamamış ve kanundaki ifadeleri tekrar ederek gerekçesiz hüküm kurmuştur. Çocuk sanık hakkında takdiri indirim sebebinin uygulanmaması gerekçelendirilmediği için gerekçe hakkı ihlali nedeniyle hükmün bozulması yerine önceki bozma ilamına mantıken çelişir şekilde fiilen direnme kararının onaması yönündeki çoğunluk düşüncesine iştirak etmiyorum.