MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2018/328 E., 2018/1410 K.
SUÇ: Nitelikli cinsel saldırı
HÜKÜM: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçtan mahkumiyetine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle, sanığın çelişkili savunmalarda bulunduğuna, mağdurenin eşi ve kardeşinin sanığın son eylemine şahit olduklarına ilişkindir.
III. GEREKÇE
Olayın intikal şekli, mağdurenin aşamalardaki tutarlı ve özünde değişmeyen beyanları, tanıkların mağdureyi doğrulayan beyanları, son eyleme mağdurenin eşi ve kardeşi olan tanıkların şahit olmaları, sanığın husumet iddiasının ispatlanamaması ile tüm dosya kapsamına göre; sanığın mağdureye yönelik 2005 yılı ile 10.05.2017 tarihlerinde bir den fazla kez organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği anlaşılmakla; söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmü kaldırılarak sanığın beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin hükmünün 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Sayın Üye ...'un karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.02.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği iddiasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/2, 3-c, 43. maddelerinin uygulanması istemi ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucu İlk Derece Mahkmesince sanığın Türk Ceza Kanunu'nun 102/2, 3-c, 43. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu kabul edilerek İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmü kaldırılarak sanığın beraatine karar verilmiştir.
Sayın Daire çoğunluğunca sanık hakkında atılı suçu işlediği gerekçesiyle mahkumiyet kararı verilmesi için bozma kararı verilmiş ise de; katılanın iddia edilen suçun başlangıcından itibaren 18 yaşından büyük olması, fiziken ve ruhen kendisini savunmasına engel bir durumun olmaması, sanığın mağdureye karşı isnat olunan eylemlerini ilk önce sanık kayınpeder kayınvalide ve mağdurenin eşiyle birlikte yaşadıkları köydeki evlerinde, daha sonra da ayrı yaşadıkları köydeki bir başka evde, yine taşındıkları gerek kasaba gerekse şehir gibi daha büyük ve toplum baskısının olmadığı büyük yerleşim bölgelerindeki evlerinde eylemlerine devam ettiğini, devam eden nitelikli cinsel saldırı eylemleri için katılanın önceleri köy koşulları nedeniyle şikayette bulunamadığını, köy ve küçük yerleşim yeri koşullarının olmadığı şehir merkezinde de bu hususun devam ettiğini belirtmesine rağmen şikayetçi olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, nitelikli cinsel saldırı eylemlerine ilişkin maddi bir bulgunun bulunmaması, aile arasında para nedeniyle anlaşmazlık yaşanmış olması da dikkate alındığında katılanın suça ilişkin anlatımının soyut iddia niteliğinde olduğu, sanığa atılı suçu zorla, rızası dışında işlediğine dair mahkumiyetine yeter derecede kesin ve somut her hangi bir delil elde edilemediği, katılanın eşi ile katılanın kardeşi olan tanıkların banyoya saklanarak gördükleri, sanık ile katılan arasında gerçekleşen sarılma öpüşme şeklinde eylemlerin ise katılanın rızası dışında gerçekleştiğine dair dosya kapsamında somut delillerin olmadığı anlaşılmakla Bölge Adliye Mahkemesinin kararının onanması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.