Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Müşteki : Hazine
Suç : Tefecilik, bedelsiz senedi kullanmak
Hüküm : Sanık hakkında tefecilik ve bedelsiz senedi kullanmak suçlarından ayrı ayrı mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hazinenin sanık hakkında tefecilik suçundan açılan kamu davasında suçtan zarar gören olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK'nın 233 ve 234. maddeleri gereğince davaya katılma hakkı bulunduğu ve vekilinin temyiz dilekçesinin katılma iradesini ortaya koyduğu nazara alındığında, CMK'nın 237/2 ve 260/1. maddelerine dayanılarak davaya katılan olarak KABULÜNE, katılan Hazine vekilinin sanık hakkında tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne, sanık müdafiinin müvekkili hakkında tefecilik ve bedelsiz senedi kullanma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarına yönelik yapılan incelemede;
1-Sanık hakkında tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığa isnat edilen tefecilik suçunun 5237 sayılı TCK'nun 241/1. maddesinde öngörülen cezaların tür ve miktarına göre aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddesinde yazılı 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, suçun işlendiği Mart 2009 tarihi ile temyiz inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği, zamanaşımını kesen başkaca sebebin de bulunmadığı anlaşıldığından hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2-Sanık hakkında bedelsiz senedi kullanmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hükümden sonra 24/10/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile düzenlenen 5271 sayılı CMK'nın 251/1. maddesindeki "Basit Yargılama Usulü"nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle 5271 sayılı CMK'na eklenen geçici 5/1-d maddesi ile "01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklinde sınırlama getirilmiş ise de;
16/03/2021 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 14/01/2021 tarih ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı iptal kararı ile yukarıda anılan geçici 5/1-d'de yer alan hükme bağlanmış ibaresinin aynı bentte yer alan, "Basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olmakla;
CMK'nın 251/3. maddesinde "Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir" şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olması nedeniyle, temyize konu soruşturma veya kovuşturma iznine tabi olmayan ve CMK'nın 251/1. maddesi kapsamına giren, sanık hakkında TCK'nın 156. maddesinde düzenlenen bedelsiz senedi kullanma suçu yönünden aynı Kanun'un 7. ve CMK'nın 251. maddeleri uyarınca yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA,09/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.