MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/1893 E., 2025/1548 K.
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
KARAR : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Bölge Adliye Mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.12.2025 tarihli ve 2024/9-449 Esas, 2025/564 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere değişik ve genişletilmiş gerekçelerle bozma ilamını tartışmak suretiyle daha önceki kararda yer almayıp Dairece değerlendirilmeyen hususlara değinilmesinin direnme niteliği taşımayıp yeni hüküm olduğu nazara alındığında; Bölge Adliye Mahkemesince gerekçeli kararda suçun unsurlarına dair yapılan tartışma ile daha önce temyiz denetiminden geçmeyen ifadelere yer verildiği, bu suretle anılan kararın mahiyeti itibarıyla yeni hüküm olduğu anlaşılmakla gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda, Bölge Adliye Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın katılan mağdureyi mahallesine bırakmak için aracına aldıktan sonra seyir halindeyken farklı bir istikamete doğru aracını sürmeye başladığı, durumu fark eden katılan mağdureye içkisini bitirdikten sonra onu mahallesine bırakacağını söyleyerek hile ile iradesini sakatladığı kabulü ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi
Sanığın anlık bir irade ile farklı bir yola saptığı sırada oluştuğu anlaşılan suçun işlendiği sırada sarf edilen sözlerin hile boyutuna ulaşmadığı, dolayısıyla sanık hakkında tayin edilen temel cezanın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109/1.maddesi uyarınca tayin edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın katılan mağdureye karşı hukuka aykırı bir eyleminin bulunmadığına, katılan mağdurenin geç bir saate kalacak şekilde gecikmesi ve yanında bir erkek arkadaşı olması nedeniyle sanığın bu konu hakkında konuşmasına hiddetlenen katılan mağdurenin suç isnadında bulunduğuna, .., .. ve ..’ın aynı rotada olduğuna, katılan mağdurenin başka bir yere götürülmesi şeklinde bir hile olmadığına, katılan mağdurenin .. mevkiine yöneldiklerine dair ifadesinin gerçeklik taşımadığına, HTS kayıtlarından rota dışına çıkılmadığının anlaşıldığına, buna rağmen katılan mağdurenin neye istinaden iradesinin ifsat edildiği kabulünün anlaşılamadığına, kaldı ki katılan mağdurenin Arslantaş mahallesi istikametine aracı sürdüğünü söyleyen sanığı onayladığını belirttiğine, bu durumda da rıza hilafına bir eylemden bahsedilemeyeceğine, tanık anlatımlarının gerçekle örtüşmediğine, tanık beyanına göre 3 km mesafede, katılan mağdure beyanına göre de 10 dakika mesafede olan yerin neresi olduğuna dair keşif yapılması gerektiğine, katılan mağdurenin amcasının gerçeğe aykırı beyanda bulunduğuna, ifade zabıtlarının suçun unsurlarını ifadeye yerleştirme şeklinde tasnif edildiğine, direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olmakla birlikte suçun unsurları itibarıyla oluşmaması nedeniyle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
Katılan mağdurenin aşamalardaki ifadeleri, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın, olay günü on altı yaşı içerisindeki katılan mağdureyi .. ilçe merkezinden .. Mahallesine götürmek üzere aracına aldığı, .. Mahallesine geldiği anda .. Mahallesine giden yola saptığı, seyir halindeyken katılan mağdureye 'İçkimi bitireyim daha sonra .. Mahallesine gideriz.' dediği, bir müddet sonra aracını boş bir araziye çekip istismar suçunu işlediği, nihayetinde de katılan mağdureyi .. Mahallesine bıraktığı anlaşılmakla, sanığın katılan mağdureyi aracına aldığı andan itibaren cinsel suç işleme kastının bulunduğu kesin bir şekilde belirlenemediğinden anlık gelişen bir iradeyle farklı bir yola saptığı sırada oluştuğu anlaşılan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun işlendiği sırada sarf edilen sözlerin hile boyutuna erişmediği gözetilerek 5237 sayılı Kanun'un 109/1, 109/3-f, 109/5. maddeleri uyarınca hüküm kurulması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin hükmünün 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Oy birliğiyle, 11.03.2026 tarihinde karar verildi.