(506 S. K. m. 11, 26) (818 S. K. m. 332) (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü m. 1)
Dava: Davacı, iş kazasından doğan maddi ve manevi zararın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme davayı reddetmiştir.
Hüküm, süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının işyerinde çalışan işçisidir. Olay tarihinden önce Sıkıyönetim Komutanlığının, binaların dış cephelerinin badana yapılması yolunda tebliği üzerine önce içinin badanasının davacının da içinde bulunduğu ekip tarafından yapıldığı, olay tarihinde de davacı Sıkıyönetim Komutanlığının tebliği uyarınca atölyenin dışına da badana yaparken düştüğü ve bu düşme sonucu % 69 oranında malul kaldığı taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir.
Ancak davalı dış badanının kendi bilgisi dışında yapıldığını, davacıyı badana yaparken görmesi üzerine "sıkıyönetim ceza yazarsa yazsın" diyerek davacıyı badana yapmak istediği yerden indirmek istediği, davacının bu işe devam etmesi sırasında kazanın olduğunu savunmuş; bu savunma hem Ceza Mahkemesinde hem de Sosyal Sigortalar Kurumunun, davacıya işkazası nedeniyle bağladığı gelirini rucuan tahsili için açtığı dava sırasında da sürdürülmüştür. Rücu davası sırasında bilirkişi de sırf bu savunmaya dayanarak davalıyı kusursuz bulmuş, kusuru işverenin iradesine karşı bu işi yapması nedeniyle davacıya yüklemiştir.
Dava konusu olay her ne olursa olsun işlerinde, iş saatinde, işverenin işini yaparken olmuştur. Bu haliyle olay gerek sigorta hukuki gerekse iş hukuku yönünden iş işkazasıdır. Nitekim davacının sigortaya giriş bildirgesi verilmemiş olmasına rağmen S.S.Kurumu da Sosyal Güvenlik hukuku yönünden işkazası sayarak gelir bağlamıştır. Bu davada önemli olan kusur sorumluluğu ile tehlike sorumluluğunun bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulmasıdır.
İşverenin Sıkıyönetim Komutanlığının emrinde atölyenin dış cephesinin badana yapılması zorunluluğundan ve davacının bu işi yaptığından haberdar olmadığı söylenemez. Haberi vardır. Davacı bu işi yaparken davacıya müdahale etmiştir. Bunlar tekbaşına davalının kusursuzluğunu değil kusur oranının veya takdiri etkiliyen etkenlerdir. İşveren işyerinin gözetimi ve denetiminden sorumludur. Bu sebeple olayın nasıl meydana geldiği bütün ayrıntıları ile tespit edilip gerek kusur sorumluluğu gerekse tehlike sorumluluğu yönünden İşçi Sağlığı ve İşgüvenliği Tüzüğü ve Borçlar Kanunu'nun 332 nci maddesi nazara alınarak etraflı bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar vermek icap eder.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, 24.3.1987 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy