(1475 S. K. m. 13, 73, 74)
Dava: Davacı, iş kazasından doğan maddi ve manevi zararın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Hükme esas alınan 11.2.1991 tarihli tek kişilik (Makina Mühendisi) bilirkişi raporunda bilirkişi kendi kanaatına göre kazalıya kiriş montajı işinin verildiğini, bu iş için konsal`a çıkmış olduğunu belirttikten sonra bu çalışma yerinin dar bir alan olduğunu, güvenlikli çalışma ortamı teşkil etmediğini, bu tür yerlerde çalışabilmek için uygun korkuluklu platformların oluşturulması, korkuluklu platform yapılmaması durumunda sepetli kaldırma araçlarından yararlanılması, ayrıca emniyet kemeri verilmesi vede emniyet kemerinin kullanılmasının temin edilmesi gerektiğini bu tedbirler alınmadığı için işverenin birinci derecede ve % 85 oranında kusurlu bulunduğunu kazalının da işyerinde yaklaşık 10 aydır çalışmakta ve bu tür işlerde görev almakta bulunduğunu bu nitelikli belli bir deneyimi haiz olarak konsal üzerinde kendini tam emniyete alması ve çalışma esnasında dengesini kaybetmiyecek biçimde ayağını güvenli şekilde basması gerektiğini, bu hususlara uymadığı için ikinci derecede ve % 15 oranında kusurlu olduğunu bildirmiştir.
Gerçekten 1475 sayılı İş Kanunu`nun 73`üncü maddesinde işverenin işgüvenliğini sağlamak için gerekli olan hususlara riayet etmesi gereği belirtildikten sonra, işçilerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği hakkındaki usul ve şartlara uymakla yükümlü olduğu açıklanmıştır. Bilirkişi davacının da kendisine düşen tedbirleri almadığını vurgulamıştır. Bundan başka işin verilmesi konusunda kendi kanaatını belirtmiştir. Ayrıca işverenin emniyet kemeri verip vermediği de raporda kesin olarak açıklığa kavuşturulmamıştır. Bütün bu durumlar nedeni ile rapor, gerek içeriği bakımından ve gerekse kusur oranlarının tevzii bakımından tatmin edici sayılamaz. Böyle olunca içinde inşaat işlerinden de anlayan iş güvenliği uzmanlarından kurulu üç kişilik bilirkişi aracılığı ile kusur incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan manevi tazminata ilişkin kısmın ONANMASINA, 6.11.1991 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy