(657 S. K. m. 4) (1086 S. K. m. 7, 27) (5521 S. K. m. 1)
Dava: Davacı; kıdem tazminatı, giyim ve yıllık ücretli izin ile fazla çalışma parasının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı hazine avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; müvekkilinin 01.01.1965 tarihinden itibaren davalı Bakanlığın dış temsilciliklerinden aşçı olarak çalıştığını, bir başka yere atanması üzerine 19.09.1991 tarihinde işten ayrıldığını, müvekkilinin işçi statüsünde çalışmış olmasına karşın Bakanlar Kurulu'nun 06.06.1978 günlü, 7/15754 sayılı Kararı meşnet gösterilerek sözleşmeli personel sayıldığını ileri sürerek müvekkilinin işçi olduğunun tespitiyle kıdem tazminatı ve bazı işçilik haklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, istek doğrultusunda hüküm kurulmuştur.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; davacı, davalı Bakanlığın dış temsilciliklerinde 01.06.1973 tarihine kadar TC. Emekli Sandığı'na ve 14.07.1965 günlü 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi memur statüsünde istihdam edilmiştir. Mahkemece de bu dönem için aynı değerlendirme yapılmıştır. Bu durumda uyuşmazlık davacının 01.06.1973-19.09.1991 tarihleri arasında işçi statüsünde mi, yoksa sözleşmeli personel statüsünde mi çalıştığı noktasında toplanmaktadır. Sorunun çözümlenebilmesi için, 657 sayılı Yasa'nın 4. maddesinin "sözleşmeli personel" başlıklı (B) fıkrasının gözönünde tutulması gerekir. Anılan fıkranın birinci paragrafında "sözleşmeli personel"; "Kalkınma Planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, kurumun teklifi üzerine Devlet Personel Dairesi ve Maliye Bakanlığı'nın görüşleri alınarak Bakanlar Kurulu'nca geçici olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileridir" biçiminde tanımlanmıştır. Hemen belirtmek gerekirki, davacının bu tanım kapsamına girdiğini söylemek olanağı yoktur. Gerçekten söz konusu hüküm uyarınca önemli projelerin gerçekleştirilmesi için özel bir meslek ve ihtisasına ihtiyaç gösteren kişiler ancak "sözleşmeli personel" kavramına dahil edilebilir. Bu nedenle, aşçılık hizmetini yürüten kişilerin söz konusu hüküm kapsamına girmediği açıktır. Bununla beraber, 657 sayılı Yasasının 4. maddesinin (B) fıkrasının üçüncü paragrafında "dış kuruluşlarda belirli bazı hizmetlerde çalıştırılacak personelin de zorunlu hallerde sözleşme ile istihdamları caizdir" denilmek suretiyle, Dışişleri Bakanlığı'nın dış kuruluşlarında sözleşmeli personel çalıştırılabilmesi olanağı genişletilmiştir.
Dosya içeriğinden,davacının uzun yıllardan beri bu hüküm kapsamında sözleşmeli personel olarak çalıştırılmış olduğu, taraflar arasında her yıl düzenlenmiş olan sözleşmelerde de, davacının sözleşmeli personel statüsünde çalıştırıldığının vurgulandığı anlaşılmaktadır; Yine, dosya içindeki belge ve bilgiler, Dışişleri Bakanlığı'nın yurtdışı temsilciliklerindeki belirli bazı hizmetler için memur veya işçi kadrosu tahsis edilemediği için sözleşmeli personel çalıştırıldığını göstermektedir. Aynı durum, aşçılık hizmetini ifa etmiş olan davacı için de geçerlidir.
Ayrıca belirtmek gerekir ki; yurtdışı temsilciliklerindeki aşçılık hizmetinin, dışişleri personelinin sağlık ve güvenlikleri açısından büyük bir önemi olduğu açıktır. Davacı da uzun yıllar sözleşmeli personel statüsünde görev yapmış ve bu çerçevede hak ve yetkilerini kullanmıştır. Tüm bu olgular karşısında taraflar arasındaki ilişkinin hizmet akdine değil, idari sözleşmeye dayandığının kabulü ile görevsizlik kararı verilmesi gerekirken aksine düşünce ile yazılı şekilde işin esasının incelenmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten (BOZULMASINA), 20.12.1993 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy