(1475 S. K. m. 13, 14)
Dava: Davacı, fark kıdem tazminatı ile ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1. Davacının davalıya ait işyerinde aralıklarla ve mevsimlik işçi olarak çalışmakta iken iş akdinin 28.10.1993 tarihinde askıya alındığı ve daha sonrada 28.6.1994 tarihinde de işverence yeni mevsimde iş başı yaptırılmadan ve yeni ücrete hak kazanmadan iş akdinin feshedildiği, davacıya askı günündeki ücreti üzerinden kıdem tazminatının ödendiği anlaşılmaktadır.
Davacı fesih tarihindeki ücret üzerinden kıdem tazminatının hesap edilmesi gerektiğini ve ihbar tazminatının da ödenmediğini iddia ederek fark kıdem tazminatı ve ihbar tazminatının hüküm altına alınmasını istemiş ve istek doğrultusunda hüküm kurulmuştur.
Dairemizin oluşan içtihatlarına göre ihbar ve kıdem tazminatlarının askıya alınma tarihindeki son ücret üzerinden hesaplanması gerekir. Çünkü askıdan sonra ve askı süresinde ücretin yükselmesi halinde davacı fiilen çalışarak yeni ücrete hak kazanmadığı için yükselen ücret son ücret olarak nitelendirilemez. Ancak burada belirtmek gerekir ki açıklanan biçimde hesaplamalar yapıldıktan sonra fesih tarihindeki tavanın dikkate alınması icap eder. Bu duruma göre fark kıdem tazminatının mevcut olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
2. İhbar tazminatı için ek dava konusu miktar yönünden ek dava tarihinden itibaren faiz yürütülmelidir. Zira ilk kısmi dava ek davaya konu alacak için temerrüt teşkil etmez.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.5.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy