(1475 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasındaki, ihbar ve kıdem tazminatıyla fazla çalışma ve izin ücretinin ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 15.10.1996 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat D.D. geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1. Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacı işçilerin davalıya ait işyerinde çalıştıkları sırada, aynı konuda iştigal etmek üzere kurulan E. Ltd. Şirketinin gereksinim duyduğu kimi malzemeleri, haber verilmeksizin yapılmasına katkıda bulundukları normal zamanda sipariş fişlerinin düzenlenmediği mallar üretildikten ve teslim edildikten sonra, bu formların doldurulduğu dosya içeriğinden açık ve kesin biçimde anlaşılmaktadır. Rakip bir firmaca yapılan siparişlerin davacı ve arkadaşları tarafından işvereni bilgilendirmek suretiyle, haberdar edilmesi gerekirdi. Bu şekildeki davranışın 1475 sayılı İş Kanununun 17/II-d maddesindeki doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışı oluşturduğu kabul edilmelidir. İşçilerden bir kısmının da bu rakip şirketin kuruluşunda katkıda bulundukları ve ortak oldukları da taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Böyle bir durumun söz konusu olması davalı işverenin olaydan haberdar edilmesi gerekçesini daha da kuvvetlendirmektedir. Bütün bu işler tamamlandıktan sonradır ki, işveren çok sonra düzenlenen raporu, formu ve diğer gelişmelerden haberdar olmuş ve haklı olarak davacı ile birlikte bu davranışlara katılan öteki işçilerin iş akidlerini feshetme yoluna gitmiştir. Bu maddi ve hukuki olgular karşısında feshe bağlı tazminat isteğinde bulunma olanağı yoktur. Ayrıca belirtmek gerekir ki, bir kısım işçiler hakkında emniyeti suistimal suçundan dolayı açılmış bulunan ceza davası kanıt unsurunun oluşmaması nedeniyle beraatla sonuçlanmış olması ortada doğruluk ve bağlılığa uymayan bir davranışın bulunmadığını göstermez. O halde hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
3. Kıdem haricindeki işçilik haklarından ek dava ile hüküm altına alınan miktarlar için ilk dava tarihinden faiz yürütülmüş olması keza hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, 15.10.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy