(818 S. K. m. 104) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptaliyle icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, istek gibi karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1 - Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2 - Davacı işçi kıdem tazminatının geç ödenmesi nedeniyle kıdem tazminatı faizi istemiyle dava açmış yargılama sırasında mütalaasına başvurulan bilirkişi ödeme tarihine kadar faiz miktarını belirlemiştir. Davacı daha sonra icra takibine başvurarak bakiye faiz tahsilini sağlamak istemiştir. Ancak takip talebinde bu belirlenen faizden başka dava tarihinden itibaren % 30 yasal faiz de istenmiştir. Davalı tarafın itirazı üzerine davacı açmış olduğu bu dava ile itirazın iptali icranın devamını talep etmiş mahkemece istek doğrultusunda hüküm kurulmuştur. Ne var ki kıdem tazminatının ödenmesi tarihine kadar geçmiş günler faizinden başka ayrıca dava tarihinden itibaren % 30 faiz içinde takibe başvurulması ve bu konudaki itirazın iptali faize faiz yürütülmesi anlamına gelir ki böyle bir sonuç B.Knun 104/son maddesine aykırı düşer. Böyle olunca % 30 faizle ilgili itirazın haklı olduğunun kabulü gerekir.
3 - Öte yandan ödeme tarihine kadar geçmiş günler faiz miktarının belirlenebilir nitelikte olduğunu kabul etmek olanağı da yoktur. Gerçekten faiz talebi ile ilgili dava kesinleşmeden bir başka anlatımla yerel mahkeme kararı henüz Yargıtay denetiminden geçirilmeden önceki evrede icra takibine başvurulmuştur. Bu durumda icra inkar tazminatının hüküm altına alınması ayrı bir bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, 13.03.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy