(1475 S. K. m. 13, 14, 17, 49)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin parası ile temettü ve maaş alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı hizmet akdinin haksız feshinden dolayı ihbar ve kıdem tazminatı istemi, davalı feshin haklılığını savunmuş, mahkemece savunmaya değer verilerek dava reddedilmiştir.
Davacı SSK bildirgelerinin verilmesi gereken sürede izinli olduğundan kararın bozulmasını istemiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının hizmet sözleşmesinin Mart 1996 ayına ait SSK prim bildirgelerinin geç verilmesinden dolayı 7.5.1996 tarihi itibariyle 22.5.1996 tarihinde işverence sona erdirildiği anlaşılmaktadır. Ancak çocuğu olduğu davalı vekilinin 10.12.1996 havale tarihli dilekçesinde kabul edilen ve taraf tanıklarının beyanlarıyla kurban bayramı tatiliyle birleştirilen doğum iznini kullanan davacıya olaydan çok sonra 17.5.1996 tarihinde diğer görevli ... ile birlikte tebliğ edilen görev yetki ve sorumluluk talimatında SSK prim bildirgelerini SSK.na gönderme görevinin tek başına davacıya ait olmadığı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan izinli olan davacı ile birlikte görevli olduğu bildirilen diğer görevlinin bu işi yapmasının işverence organize edilmesi gerekirken, işverenin SSK prim bildirgelerini Ankara dışında bulunan sigorta müdürlüklerine postadaki gecikmeleri de gözönünde bulundurarak son güne bırakmadan göndertmeyerek maruz kaldığı idari para cezasından dolayı davacının hizmet akdini feshetmesi haklı olmadığından mahkemece ihbar ve kıdem tazminatlarına hüküm kurmak gerekirken davanın reddi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.11.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy