(1475 S. K. m. 13, 14)
Dava: Taraflar arasındaki, ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatınca istenilmesi ve davalı avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 30.9.1997 salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına avukat ... ve ... geldiler. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1. Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davalının temyizine gelince;
Davacı işçinin davalıya ait turistik tesisler işyerinde mevsimlik işçi olarak 1974 yılından beri çalışmakta olduğu, başlangıçta işyerinin bir yabancı şirkete ait iken 1980'li yıllarda davalıya devredildiği, 17.1.1994 tarihinde ihbar ve kıdem tazminatları mevsimlik süreler dikkate alınmak suretiyle davacıya ödendiği tüm dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Davacı işçi hizmet sözleşmesinin, askıda olduğu kış aylarında İsviçrede de çalıştırılmış olduğunu iddia ederek o çalışma sürelerinin de gözönünde tutulmak suretiyle kıdem tazminatının hesaplanmasının gerektiğini buna göre de fark kıdem tazminatı hakkı bulunduğunu ileri sürmektedir. Mahkemece istek gibi hüküm kurulmuş isede, askı süresi içinde yurt dışı çalışmalarının kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması mümkün değildir. Gerçekten yabancı işyerinin sahibi ile, davalı işveren arasında organik bir bağ mevcut değildir. Yabancı işverenin daha önce Foça'daki işyerinin sahibi olması da bu hukuki durumu etkilemez. İşyerleri arasında da bir bağlantı yoktur. Davalı işverenin, davacının kış aylarında gönderilmesi için bir takım kolaylıklar göstermiş olması da bu durumu değiştirmez. Çünkü şirketler arasındaki kimi ilişkiler davacıya herhangi bir hak bahşetmez.
Bu açıklamalar karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 6.000.000 lira duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.9.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy