(818 S. K. m. 47, 49) (1475 S. K. m. 13)
Dava: Taraflar arasındaki, manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 20.10.1998 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat geldi. Karşı taraf adına Avukat geldi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı davalı bankanın İstanbul Beşyüzevler şubesinde Müdür yardımcısı olarak çalışırken 17.11.1992 tarihinde hizmet akdi kayıtlara yansıtılmayan DEM 1000 ödemenin 24.8.1992 tarihinde gerçekleştirildiği ve 53 gün süreyle devam eden kasa açığına neden olduğunuzdan Disiplin Kurulu'nun 16.11.1992 toplantısında alınan karara istinaden iş akdiniz İş Kanununun 13. maddesine istinaden kıdem tazminatınız verilerek feshedilmiştir. şeklindeki bildirimle işverence sona erdirilmesini suç isnadı yapılması ve başka bankalara bildirilmesi sebebiyle kötü niyet tazminatı talebiyle dava açmış, İstanbul 2. İş Mahkemesinin Dairemizce onanan 8.3.1994 tarihli E.1993/144, K.1994/105 sayılı kararıyla İş Kanununun 13. maddesinde öngörülen kötü niyet tazminatının unsurları bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Kesinleşen karara konu davalının eylemi bu davada manevi tazminat ile itham ve iddialarının hukuka aykırılığının tespiti şeklindeki davacı talebi mahkemece kabul edilerek istek gibi hüküm kurulmuştur.
Davalı davacının işlemlerinin bankacılığa ve hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasını istemiştir.
Davacının hizmet akdinin davalı işveren tarafından kötü niyetle feshedilmediği temyiz edilerek kesinleşen İstanbul 2. İş Mahkemesi dosyasından anlaşılmaktadır. İşverenin kötü niyeti olmaksızın hizmet akdini feshetmesi karşısında 1475 sayılı İş Kanununun 13/3. maddesi uyarınca tazminata hak kazanamamıştır. Anılan yasanın 13/son maddesinde tarafların ayrıca tazminat isteme hakları saklıdır. kuralı hizmet sözleşmesi kötü niyetle feshedilen işçinin kötü niyet tazminatıyla karşılanmayan zararının tazminini öngörmektedir. Gerçekten davacının manevi tazminata hak kazanabilmesi için işverenin kötü niyetle hareket etmiş olması veya başkaca gerektirici bir nedenin bulunması şarttır.
Öte yandan davacının bankacılık kurallarına aykırı işlem yapan diğer personelle birlikte işten çıkarılma bilgilerinin davalı bankanın diğer şubelerine bildirilmesi işlemi BK.nun 49. maddesinde öngörülen şekilde şahsiyet hakkını hukuka aykırı şekilde tecavüze uğratan bir eylem olarak nitelendirilemeyeceğinden buna ilişkin tespit ve manevi tazminat isteminin reddi yerine kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 20.000.000 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.10.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy