(2822 S. K. m. 20) (1475 S. K. m. 17)
Dava: Sarı İdris Belediye Başkanlığı adına Av. N. Ş. ile Belediye İş Türkiye Belediyeleri ve Genel Hizmet İşçileri Sendikası adına Av. O. İ. aralarındaki dava hakkında Antalya İş Mahkemesinden verilen 8.9.1998 günlü ve 294-1039 sayılı hüküm davacı avukatınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı Belediye Başkanlığı ile davalı sendika TİS.nin düzenlenmesi konusunda müteaddit defalar bir araya gelmişler ve herbir defasında da düzenledikleri tutanaklarla oluşturdukları metinleri açıklamışlardır. Taraflar arasında uyuşmazlık konusu oluşturan 15. maddenin yer aldığı 14.11.1997 tarih ve 2. nolu tutanak içeriğinin değerlendirilmesi sorunun çözümü açısından büyük bir önem taşımaktadır. Bu tutanakta "MADDE: 15" karşısında aynen "1475 sayılı yasanın 17. maddesine göre taslaktaki şekli ile," açıklamasına yer verilmiştir. Oysa, tutanağın diğer maddeleriyle ilgili kısımlarına dikkat edildiğinde bazı maddeler ile ilgili olarak "Taslaktaki şekliyle" kabul edildiği diğer bazılarında ise, kimi değişikliklerin yapıldığı açıklanmaktadır.
10.10.1997 tarihli 1 nolu tutanakta "Madde 1-2-3-4-5-6-7-8.ci maddeleri 10.10.1997 tarihinde Sarı İdris Belediyesinde görüşülerek taslaktaki şekliyle kabul edilmiştir" biçiminde bir açıklamaya yer verilmiştir.
26.1.1998 tarihli "sözleşme tutanağı" da sözleşme trafı işveren ve resmi arabulucu tarafından imzalanmış olup kimi maddelerin kabul şekillerini göstermektedir.
Davacı belediye başkanlığı teklif taslağını "işçi çıkarmanın sonuçları ve iş güvencesi" başlıklı 15. maddesinin sadece son fıkrasının taraflarca kabul edildiği halde tasarının ilk 4 fıkrasında cezai şartla ilgili kuralların benimsenmemiş olduğu halde sanki bu fıkralarda kabul edilmiş gibi TİS metnine davalı sendikaca dahil edilmek istendiğini, oysa bu girişimin gerçek duruma aykırı olduğunu iddia ederek "zikri geçen TİS.nin 15. maddesinin tutanak 2.de 14.11.1997 tarihinde görüşülen, müzakere edilen ve sonuçta mutabık kalınıp aynı tutanakta: 1475 sayılı yasanın 17. maddesine göre, taslaktaki şekli ile ... kabul edildiğinin tayin ve tespitine..." karar verilmesini istemektedir. Mahkemece, resmi arabulucunun yürüttüğü toplu görüşmenin taraflarınanlaşmaları ile sona erdirildiği, buna ait tutanağı yetkililerce 26.1.1998 tarihinde imzalandığı gerekçe gösterilerek ve dairemizin bir kararına da yollama yapılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan bu değerlendirme hatalıdır. Yukarıda ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere 14.11.1997 tarihinde düzenlenen tutanakta 15. madde ile ilgili olarak bir kaydı ihtiraziye yer verilmiş ve bu kayıtla taslaktaki şekli ile 15. maddeyi kabul ettiklerini açıklamışlardır. Bu imzalı belge yani tutanak tarafları bağlar. Taraflar isteseydi" taslaktaki şekli ile teklifi kabul edebilirlerdi. Nitekim örneğin 9. 14. maddelerde taslaktaki şekli ile kabul edildiği açıklanarak sonuca gidilmiştir. Mahkemece konan kayıt üzerinde durulup kapsamın daraltıldığı düşünülmeksizin sonuca gidilmesi doğru değildir. Her ne kadar 26.1.1998 tarihli resmi arabulucu tarafından da imzalanan tutanakta taraflarında imzaları bulunmakta ise de bu tutanak 15. maddeyi içermemektedir. Hangi maddeler gösterilmişse o maddeler açısından taraflar tutanakla bağlıdır. Açıklanan bu olgular karşısında davanın kabulüne karar verilmek gerekirken reddi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebebten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.12.1998 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı, taraflar arasında imzalanacak olan toplu iş sözleşmesinin görüşmeleri sonunda düzenlenen 14.11.1997 tarih ve 2 nolu toplantı tutanağında, toplu iş sözleşmesinin 15. maddesi ile ilgili olarak "1475 sayılı yasanın 17. maddesine göre, taslaktaki şekli ile" tarzında bir düzenleme yer almasına karşılık, sendikaca redakte edilen metne 4 ayrı fıkra halinde 12 satır daha eklenmek suretiyle anlaşma metninin dışına çıkıldığının görülmesi üzerine metni imzalamaktan kaçındıklarını belirterek 15. maddenin "1475 sayılı yasanın 17. maddesine göre, taslaktaki şekli ile..." kabul edildiğinin tayin ve tespitini istemektedir.
Davacı tarafın belirttiği 14.11.1997 tarihli oturumdan sonra, taraflar R. A. Prof.Dr. F. D.'in iştirakiyle 26.1.1998 tarihinde yeni bir toplantı yapmışlar ve sözleşme tutanağı başlıklı bir belgeyi imzalamışlardır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, tarafların kendi aralarında yaptıkları görüşmelerde bir uzlaşmaya varamadıkları ve konunun arabuluculuk safhasına getirildiği anlaşılmaktadır. 26.1.1998 tarihli toplantıya, toplu iş sözleşme teklif taslağınında götürüldüğü ve bu taslağın (6) numara ile işaretlenmiş olarak dosyada bulunduğu görülmektedir.
Bu taslak bölümleri ile 26.1.1998 tarihli tutanağın karşılaştırılması gerekir.
Şöyle ki;
Teklif tasarısının 2. maddesinde, yürürlük tarihi 1.10.1997, sona eriş tarihi 30.9.2000 olarak gösterilip, 3 yıl için bağıtlandığı ifadesi bulunmasına karşılık, tutanakda 1.1.1998 başlangıç, 31.12.1999 son eriş ve iki yıl süreli ibareleri yer almıştır.
Teklif tasarısının "ücret zammı" ile ilgili 21. maddesinin (a) taban ücreti bendinde teklif 1500 lira olmasına karşılık 1.200.000 TL. şeklinde, (b) kıdem zammı bendi aynı şekilde 5000 TL, (c) ücret zammı bendi teklif 1.10.1997 olmasına karşılık 1.1.1998 tarihinde başlamak ve teklifte zam % 100 olmasına karşılık % 30 ve 2. yıl zammı başlangıcı teklif 1.10.1998 olmasına karşılık 1.7.1998 ve teklif % 100 olmasına karşılık % 30 zam yapılmasının kararlaştırıldığı ve en önemlisi teklifte 1.1.1999 tarihi ile ilgili bir düzenleme bulunmamasına karşılık bunun toplantıda kararlaştırıldığı görülmektedir.
Ayrıca teklifte sosyal yardım ödemeleri ile ilgili olarak yer alan önerilerden tahsil yardımı için her ay 3 milyon yerine her yılın eylül ayında 5 milyon, yakacak yardımı için net yerine brüt, yemek yardımı taslakta da işaret edildiği gibi çıkarılmasına, evlenme yardımı aynen, doğum ve ölüm yardımları taslaktaki şeklinden başka türlü ve taslağada not edildiği şekilde 657 sayılı yasa paralelinde gıda bayram, izin yardımları taslaktada işaret edildiği gibi çıkarılmalarına teklifte yer alan ücret zam farkları ile ilgili 26. ile direksiyon primi ve sorumluluk zammı ile ilgili 24. madde işaretlendiği şekilde teklifte mevcut olmalarına karşılık çıkarılmışlardır.
Ayrıca 27-28 ve 29. maddelerinde teklifler yerine yasa hükümlerinin uygulanacağı benimsenmiş ve bunlar taslağa şerh edilmiş ve taslakta da işaret edildiği gibi 30. maddenin 2. ve 3. fıkraları metinden çıkarılmış ve 30. ve 31. maddelerde yer alan ödemelerdeki gecikmeler için hergün için % 3 gecikme faizi yerine her ay % 3 gecikme faizi ödeneceği benimsenmiştir.
Bütün bu anlatımlar; 26.1.1998 günlü görüşmeye sokulan taslağın (6) no ile işaretli olarak dosyada yer alan taslak olduğu ve görüşmelerin bu taslak üzerinden sürdürüldüğü ve taslaktan görüşmeye katılan belediye başkanı ve diğer işveren yetkililerinin bilgi sahibi oldukları ve bu taslağın 15. maddesinin başlangıçtaki düzenlemesiyle görüşmeye alındığı ve üzerinde tartışma açılmadığı ve uyuşmazlık dışında bırakıldığı açıktır. Uyuşmazlık konusu olan maddeler üzerinde görüşme sonuçlarına göre gerekli düzeltmeler yapılmış ve taslakta gerekli işaretlemeler yapılmıştır.
Ayrıca, 15. maddenin başlığı dikkat çekicidir.
İşçi çıkarmanın sonuçları ve güvencesi adlı başlığın altında normal olarak bu düzenlemeye uygun hükümlerin yer alması gelir. Davacı taraf madde başlığına itiraz etmemektedir. İş Yasasının 17. maddesi ile ilgili olarak iş güvencesinin disiplin kurulu ile sağlanmasına çalışılmasına karşılık, madde başlığında yer alan işçi çıkarmanın sonuçları disiplin kurulu ile ilgili olmayıp, maddenin 3. fıkrasında yer alan iş güvencesi ödeneği ile ilgilidir. Bu ödenek sözleşmede yer almadığı takdirde madde başlığındaki işçi çıkarmanın sonuçları şeklindeki düzenlemenin ne amacı olacaktır. Aslında böyle bir ödenek öngörülmemiş olsaydı, madde başlığı sadece iş güvencesi olarak yazılırdı.
Bütün bu anlatımlardan elde edilen kanaate göre, toplu iş sözleşme taslağının 15. maddesi başlangıcındaki ifadelere uygun olarak düzenlenerek, görüşmelere getirilmiş, okunmuş ve taslağın diğer maddelerinde yukarıda ayrı ayrı işaretlenip vurgulandığı şekilde düzeltmeler yapıldığı halde bu maddeye dokunulmamış ve bu madde ilk hazırlandığı şekliyle benimsendikten sonra bu kere gerçek dışı iddialarla toplu iş sözleşmesini geciktirmek amacına yönelik talebin kabulü gerektiği şeklindeki çoğunluk bozma görüşüne katılamıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy