(2822 S. K. m. 3, 12, 13)
Dava: ... Kimya San. A.Ş. adına Avukat M.Ç. ile 1- ... Bakanlığı adına Avukat A.P. 2- (A) Sendikası Başkanlığı adına S.Ö. aralarındaki dava hakkında Ankara 6. İş Mahkemesinden verilen 7.10.1998 günlü ve 835-647 sayılı hüküm, davacı avukatınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işveren davalı sendikanın başvurusu üzerine diğer davalı Bakanlıkça işletme kapsamına dahil iki işyeri ile ilgili olarak çoğunluğu bulunduğunun tesbitini içeren yazıyı gönderdiğini, oysa işletme kapsamında Ankarada, Darıcada, Somada da aynı işkoluna giren işyerlerinin bulunduğunu bu bakımdan beş işyerinin birden işletmeye dahil olduğu için çoğunluk tesbitinin tümü yönünden yapılması gerektiğini bildirerek işbu itiraz davasını açmıştır. Mahkemece davalı işçi sendikasının başvurusundan sonra Bakanlıkça davacı işverenden işçi listesinin gönderilmesini istediği, davacı işverenin de listeyi göndererek buna göre tespit yapıldığı gerekçe gösterilerek itiraz davasının reddine karar verilmiştir.
2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununun 3. maddesi işletme toplu iş sözleşmesiyle ilgili hükümler öngörmektedir. Buna göre bir gerçek tüzel kişiye ait aynı işkolunda birden çok işkoluna sahip bir işletmede ancak bir toplu iş sözleşmesi yapılabilir. Yargılamanın çeşitli aşamalarında ve özellikle dava dilekçesinde davacı işveren adreslerini göstermek suretiyle aynı işkoluna giren diğer işyerlerinin bulunduğunu bildirdiğine göre mahkemece yukarıda anılan emredici yasa kuralı uyarınca o işyerlerinin de işletme kapsamında olup olmadığı araştırma ve inceleme konusu yapılması gerekirdi. İşveren Bakanlığa yanılgı sonucu işyerlerini tam olarak bildirmemiş ya da yanlış değerlendirme yapmış veya yasa kuralını yanlış yorumlamış olabilir.
Olaya uygulanacak yasa kuralının tesbiti ve isteğin nitelendirilmesi hakime aittir. Bu bakımdan kapsamlı bir şekilde anılan işyerleriyle ilgili inceleme ve değerlendirme yapılarak davalı sendikanın işletmede çoğunluğunun bulunup bulunmadığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkartılarak hüküm tesis edilmelidir.
Hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Öte yandan davacı işveren işletmeyle ilgili olarak kimi yetkili mercilere başvurularda bulunduğu anlaşılmaktadır. O başvuru sonuçlarının da tespit edilerek hüküm tesisinde gözönünde bulundurulması, gerçeğin ortaya çıkması bakımından zorunludur.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, 26.11.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy