(2822 S. K. m. 60)
Dava: Türkiye Sivil Havacılık Sendikası (Hava-İş) adına Avukat A. P. ile Türk Hava Yolları A.O. adına Av. B. S. aralarındaki dava hakkında Bakırköy İş Mahkemesinden verilen 12.2.1998 günlü ve 780/52 sayılı hüküm, davacı avukatınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1.10.1992 - 30.9.1994 yürürlük süreli 3.3.1993 imza tarihini taşıyan Toplu İş Sözleşmesinin "Kokpit ve Kabin personeli ile ilgili hükümler başlıklı 105. maddesinin konuyla ilgili birinci fıkrasında "Bu konuda Ortalkı Yönetmelikleri uygulanır. Söz konusu yönetmelikte işverence yapılacak değişikliklerden bir nüsha işçi sendikasına gönderilir" kuralına yer verilmiştir. "Saklı Haklar" başlıklı 18. maddesinde de bu sözleşmenin yürürlük tarihine kadar işçilere hizmet akdi ve sair şekilde tanınmış bulunan haklardan bu sözleşme ile yeniden düzenlenmemiş, değiştirilmemiş, veya çıkarılmamış bulunan hususlarda emredici kurallarla bağdaştığı ölçüde işçi lehine olanlar saklıdır. İşveren bu toplu iş sözleşmesinin yürürlük süresi içinde personelin çalışma koşulları ile ilgili yapacağı değişikliklerde sendikanın görüşünü alır...." denilmelidir.
Anılan toplu iş sözleşmesi tarafı olan davacı sendika; davalı işveren için "Tek taraflı olarak yeniden düzenlenen 0.7-0.25, 0.7-0.29/A ve 07.0.29 sayılı yönetmelikle yapılan değişikliklerin taraflarca kabul edilen mevzuata ve kazanılmış haklara aykırı olduğunun tespiti ile bu konuda sataşmanın önlenmesine karar verilmesi" isteğiyle bu davayı açmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki mevcut davanın 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu 60. maddesinde öngörülen bir yorum, davası olarak nitelendirilmesi olanağı yoktur. Gerçekten davalı işveren toplu iş sözleşmesinin tarafı olmayıp onun adına üyesi olduğu işveren sendikası bu sözleşmeyi imzalamış olduğu gibi, işveren tarafından Toplu İş Sözleşmesinin 105. maddesi uyarınca yapılan yönetmelik değişikliklerinin kazanılmış hakları ihlal ettiği iddia edilmek suretiyle tespit davası açılmıştır.
Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre eda davası açılabilecek hallerde tespit davası dinlenmez. Ayrıca belirtilmelidir ki her eda davası tespiti de içerdiği için bir dava açıldığı takdirde sonucu itibarıyla tespiti de karar verilmektedir. Doğal olarak bu açıklamalar kural niteliğinde olup istisnalar da bulunduğu kuşkusuzdur.
Somut olay yönünden bir değerlendirme yapılacak olursa şayet kazanılmış hakların işçiler yönünden bir ihlali söz konusu ise hakları ihlal edilen işçiler 1475 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre bizzat kendileri ya da yetki vermek suretiyle işçi sendikası ihlal sonucu zedelenen haklarının hüküm altına alınması için dava açılabilir.
Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken işin esasının incelenerek hüküm kurulması bozmayı gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.4.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy