(1475 S. K. m. 14, 41, 49)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin parası ile hafta tatili gündeliklerinin ödetilmesine karar verilmesini istemişti.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi,gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, davalıya ait işyerinde çalıştığını bildirerek kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı talebinde bulunmuş, davalı ibraname düzenlenerek bu alacakların davacıya ödendiğini savunmuştur. Davacı imza inkarında bulunmamıştır.Ancak anılan hakları almadığını bu konuda davalı asıla yemin teklif ettiğini açıklamış, davalı asılda mahkemeye gelerek bu yemini kabul ve eda etmiştir.
Mahkemece her iki konuda da ispat külfetinin davalı işverende olduğu gerekçe gösterilerek eda edilen yemine rağmen alacaklar hüküm altına alınmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki aslında mahkemenin düşünce tarzı doğrudur. Gerçekten işcinin kıdem tazminatını hak etmeyecek şekilde sözleşmenin bozulduğunu ve izin hakkının kullandırıldığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. Ne varki somut olayda davalı işveren ibraname ibraz etmek suretiyle yükümlülüğünü yerine getirmiş bu aşamadan sonra davacı işçi ibranemeyi geçersiz kılmak için yemin teklifinde bulunmuştur. Böyle bir aşamada artık ispat külfetinin işverende olduğundan söz edilerek eda edilen yeminin dikkate alınmamış olması hatalı olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç:Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 6.7.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy