(2821 S. K. m. 16) (1475 S. K. m. 13, 14)
Dava: K. T. adına Avukat H. E. ile T. Sendikası adına Avukat D. Ç. aralarındaki dava hakkında İstanbul 2. İş Mahkemesinden verilen 26.4.1999 günlü ve 1279/263 sayılı hüküm davacı avukatınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1. Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının sendika şube olağan genel kurulunda yönetim kurulu üyeliğine seçildikten sonra Genel yönetim kurulu kararı ile sendika üyelik aidatı ve dayanışma aidatını toplama ve sendikaya üye kayıt işlemlerini yürütmekle görevlendirildiği ve fiilen de yıllarca bu görevleri ifa ettiği, daha sonra sendika şube yönetim kuruluna seçilemediği anlaşılmaktadır.
Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı isteği ile de bu davayı açmış, mahkemece istekler hüküm altına alınmıştır.
Yönetim kurulu üyeliği gerçekleştikten sonra davacıya sendika tarafından yukarıda özet olarak belirtilen işleri yürüttüğü ve böylece ayrıca hizmet akdi ile davacının yönetim kurulu üyeliği dışında çalıştırıldığı dosya içeriğiyle ortada olduğu gibi esasen bu konuda taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur.
Uyuşmazlık aradaki hizmet akdi ilişkisinin kıdem tazminatını gerektirece şekilde sona erip ermediği noktasında toplanmaktadır. Şayet davacı yönetim kurulu üyeliği sona erdikten sonra bu görevini yerine getirmemiş bir başka anlatımla işi bırakmış ise davacı ihbar ve kıdem tazminatı isteyemez. Böyle olmayıp da işe devam etmek istemiş, fakat sendikaca iş yaptırılmamışsa tazminatlara hak kazanır. Mahkemece bu konu üzerinde durulmaksızın ve konu ile ilgili varsa tarafların delilleri toplanmaksızın eksik incelemeyle hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebebten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.6.1999 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY: Davacının amatör sendika yöneticisi olduğu ve istemi üzerine kendisine üye kaydetmek ve işyerlerinden kesilen üyelik aidatı ve dayanışma aidatlarını toplamak ve toplanan aidatların % 15 ini ücret olarak almak yetkisi verilmiştir.
Davacı bu yetkilendirme işlemi ile sendika arasında hizmet akdi doğduğunu belirterek sona eren yönetilikten dolayı ihbar kıdem tazminatları ile izin ücreti ve diğer işçilik haklarını talep etmiştir.
Sendikalar yasasının 16. maddesinde yönetim kurulunun gerekli gördüğü hal ve konularda üyelerinden bir veya birkaçına yetki vermesinin mümkün olduğu belirtilmektedir.
Ancak davacıya bu yetkinin şube yönetim kurulu tarafından değil Bölge şubesi yönetim kurulunca verildiği görülmektedir.
Sendika ana tüzüğünün Bölge Şubeleri Yönetim Kurullarının Görev ve yetkileri başlıklı 30. maddesinde şube yönetim kurulu üyelerinden birisine yukarıda belirtilen yetkinin verileceğine ilişkin hüküm bulunmamaktadır. Ayrıca tüzüğün şube yönetim kurulunun görev ve yetkileri başlıklı 44. maddesinde de sözkonusu bir yetkiye işaret edilmemiştir.
Yine tüzüğün görevlilerin ücret tazminat ve sosyal hakları başlıklı 61. maddesinde, sendikada ve şubelerin yönetim kurulu üyeleri ile başkanlarına verilecek ücretler, her türlü ödenek yolluk ve tazminatları Genel Kurul tarafından tespit olunur, denilmektedir.
Bütün bu anlatımlardan anlaşılacağı şekilde, yetkili olmayan bir kurul görevleri arasında yer almayan bir tasarrufta bulunarak davacıya yetki vermiştir. Aslında yetkilendirilen işlem ancak yasaya göre şahsın görevli olduğu, yönetim kurulunca görev olarak verilebilir. Bu görev yönetim kurulunun vazife ve yetkileri arasında olup iş bölümü yapılarak böyle bir yetki verilebilir. Şube yönetim kurulu böyle bir yetki vermemiştir. Yine Genel Kurulun yetkisi içinde bulunan ücret ve diğer hakların ödenmesine de yetkisi olmayan bir yönetim kurulu karar vermiştir. Davacının amotör yönetici olduğu açık olup, sendika yönetici yönetmeliğinde kendisine ücret ödenmeyip makam tazminatı ödeneceği öngörülmüştür.
Davacıyla sendika arasında yasanın tanımladığı anlamda bir hizmet ilişkisi bulunmadığı açıktır. Davacı seçim yoluyla amatör yönetici olmuştur. Yetkili olmayan bir kurulun verdiği görev yöneticinin tabii görevlerinden olup, ücret sağlamak amacıyla yetkilendirme adıyla görev verilmesi ve yetkili olmayan bir kurul tarafından ücret ödenmesine karar verilmesi geçerli değildir. Sendika ile davacı arasında bağımlılık unsuru da bulunmamaktadır. Yasal bir görevin ek bir görev olarak verilmesi hizmet akdinin oluşumuna olanak sağlamaz.
Bütün bu anlatımlar karşısında davacı ile sendika arasında hizmet akdi oluşmadığından kararın esastan bozulması gerektiği görüşüyle aire bozma gerekçesine katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy