(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 113)
Dava: Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi davalı işyerinde çalışırken emekli olmak suretiyle hizmet akdini feshettiğini, kıdem tazminatının ödenmemesi nedeniyle faiziyle birlikte ödenmesi için davalı işverene gönderdiği ihtarnameden sonra faizsiz ödeme yapıldığını, faiz alacağı konusunda yaptığı icra takibine davalı işverence haksız olarak itirazda bulunulduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile % 40 icra-inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece asıl alacağın tediyesi sırasında davacı alacaklının faiz hakkını saklı tuttuğu gerekçesiyle itirazın iptaline karar verilmişse de, dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının kıdem tazminatının ödendiği 15.4.1999 tarihinde veya öncesinde faiz hakkını saklı tuttuğuna dair herhangi bir delil bulunmadığı, bu hususta gönderilen ihtarnamenin ödeme tarihinden sonra 21.4.1999 tarihinde davalı işverene tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda Borçlar Kanununun 113. maddesindeki koşulların gerçekleştiğinden söz etmek mümkün değildir. O halde davacının itirazının iptali isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.10.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy