(2822 S. K. m. 2) (1475 S. K. m. 18)
Davacı işçinin işyeri deposunda kabuklu fındığı çıkarmak eyleminden dolayı hakkında işyerinde uygulanmakta olan Toplu İş Sözleşmesinin 46/D. maddesi uyarınca Disiplin Komisyonunca meslekte yükselmesinin durdurulması cezasının uygulanmasına karar verilmiş olup, bu kararın iptali istemi ile davacı tarafından dava açılmıştır.
Mahkemece Toplu İş Sözleşmesinin 49. maddesindeki zamanaşımı konusunda yasa hükümleri uygulanır kuralı gözönünde tutularak burada 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa atıfta bulunulduğu ve anılan kanunda da iki yıllık zamanaşımının öngörüldüğü gerekçe gösterilerek davanın zamanaşımından reddine karar verilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, davacının eylemi 11.1.1994 tarihinde meydana gelmiş olup komisyon kararı ise 9.1.1997 tarihlidir. Dava ise 15.4.1997 tarihinde açılmıştır. Mahkemenin dayanak yaptığı Toplu İş Sözleşmesi de, olayın meydana geldiği tarihi kapsayan 1.8.1992-31.7.1994 yürürlük süreli Toplu İş Sözleşmesidir. Bir başka anlatımla komisyon kararı bu Toplu İş Sözleşmesi döneminden sonra alınmıştır.
Öte yandan Toplu İş Sözleşmesi hükümleri yorumlanırken taraflar arasındaki ilişkinin idare hukukuna dayanan bir ilişki olmayıp hizmet akdi ilişkisi olduğu düşünülmelidir. Bunun sonucu olarak da şayet bir Toplu İş Sözleşmesinden soyut biçimde yasa hükümlerine atıfta bulunulmuşsa söz konusu yasanın idare Hukuku alanında değil, İş Hukuku alanında bir yasa olduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle bu iptal davasında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun zamanaşımı ile ilgili hükümlerinden hareket edilmesi olanağı yoktur.
1475 sayılı İş Kanununda ne kadar süre içinde disiplin cezası verileceğine ilişkin olarak özel bir hükme yer verilmiş değildir. Hizmet akdi eki olan personel yönetmeliğinde ve Toplu İş Sözleşmesinde de bu konuda bir düzenleme mevcut değildir. Bu itibarla yasada bir boşluktan söz edilebilir. Gerek işçinin gerek işverenin fesih hakkı konusunda 1475 sayılı İş Kanunun 18. maddesi 6 işgünlük ve bir yıllık oldukça kısa ve makul sürelere yer verilmiş olup olayda kıyasen bu hükmün uygulama olanağı vardır. Bu kapsamda en ağır disiplin cezası fesih cezası olduğuna göre aynı mantıkla daha hafif cezalarda da makul sürelerin çalışma barışının sağlanması açısından gözetilmesi gereği kuşkusuzdur. Olay 1994 yılında, disiplin kurulu kararı ise 1997 yılında gerçekleştiğine göre artık olayda makul sürenin geçtiği kabul edilerek sonuca gidilmelidir. Mahkemece de iki yıllık süre geçtiği vurgulandığına göre sonucu itibari ile doğru olan kararın yukarıda açıklanan gerekçelerle ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine 03.03.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy