(818 S. K. m. 161)
Dava: Davacı, ücret ve telefon faturasının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Mütalaasına başvurulan ve mahkemece de benimsenen bilirkişi raporundaki açıklamalara göre işin bitirilmesi gereken 6.12.1995 tarihinden sonraki geçen her gün için 6 milyon TL.nin işverence ödeneceğine dair kural cezai şart niteliğinde olup Borçlar kanunun 161/son maddesi uyarınca bir değerlendirme ve indirme yapılmamış olması isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.03.1999 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI: Davalı şirket Ziraat Bankasının İstanbulda ki bir şubesinin tadilat-onarım işini yüklenmiş ve davacı ile davalı şirket arasında bu işin şantiye sorumluluğu yönünde 13 Kasım 1995 tarihli iş sözleşmesi düzenlenmiştir.
Bu sözleşmede, 13 Kasım-6 Aralık süresi için ücret 150.Milyon TL olarak belirlenmiş olup, çalışma süresi belirtilen tarihten sonrada devam ederse her gün için 6 milyon TL. nin davacıya şirket tarafından ödeneceği kabul edilmiştir.
Davacı, işverence yüklenilen işin uzamasına rağmen ücretlerinin ödenmediğini belirterek alacak talebinde bulunmuş olup, mahkemece istek kabul edilmekle beraber daire çoğunluğu tarafından her gün için 6 Milyon TL ödeneceği şeklinde ki anlaşmanın cezai şart olarak tavsifi yönüne gidilmiştir.
Borçlunun, asıl borcunu ileride, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edim cezai şart olarak adlandırılmaktadır.
Ayrıca cezai koşul asıl bir borcun varlığını farz eder. Öyle ki, ceza-i şart, asıl borcun yanında fer'i bir borç niteliğindedir.
Cezai şart, geçerli bir borcun yerine getirilmemesi durumunda ortaya çıkar.
Taraflar arasındaki iş sözleşmesi davacı işverene ücret dışında herhangi bir borç yüklememektedir. Sözleşme incelendiğinde işveren Ziraat Bankasına olan edimini 6 Aralık tarihine kadar yerine getirmediği takdirde 13 Kasım - 6 Aralık tarihleri için kararlaştırılan 150 Milyonluk maktu ücret dışında işin her gün için uzaması halinde gün başına 6 Milyon TL ücret kararlaştırılmıştır. İşveren işin kaç gün gecikmeyle bitebileceğini bilemediği için ücret gün başına belirlenmiştir.
Ayrıca belirlenen miktar cezai şart olarak kabul edilecek olursa, hizmet ifa eden davacı işçinin ücreti boşlukta kalacaktır.Sözleşmede gösterilen ücret olup, işverenin o ücret borcunu şu tarihe kadar ödememesi halinde her gün için 6 Milyon TL ödenecektir şeklinde bir düzenlemede sözleşmede yer almamıştır.Günlük 6 Milyon TL ödemeyi cezai şart olarak kabul edecek olursak, davacının hizmetinin karşılığı olan asıl ücret borcu ortaya çıkmayacaktır.Asıl borcun olmadığı yerde onun ödenmemesi nedeniyle cezai şartta hükmolunabilirmi?. Bu durumda belirlenen ve hüküm altına alınan meblağ davacının çalışmasının karşılığı olduğundan ve ücretten de herhangi bir indirim yapılamayacağından, davacının alacağını cezai şart olarak kabul eden bozma kararına katılamıyorum. Hükmün onanması görüşündeyim.
GP yerinde bir haftadan fazla işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebeplerin ortaya çıkması halinde işçiye sözleşmeyi fesih hakkı tanımıştır. Somut olayda askı halinden sonra diğer işçilerle birlikte yeni mevsim işe alınmayan davacının davayı açmakla iş akdini zorlayıcı sebeple feshettiği sonucuna varmak gerekir. Bu durumda kıdem tazminatının hüküm altına alınması doğru ise de, ihbar tazminatı konusunda hataya düşülmüştür. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy