(1475 S. K. m. 26)
Dava: Davacı, ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, iki tarafın yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 13.4.1999 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY: Dava Aralık 1994 Ocak ve 1-15 Şubat 1995 aylarına ait ücret alacak isteğidir.
31.10.1994 tarihinde davalıya ait işyerinde çalışmaya başlayan davacının hizmet akdinin hangi tarihte sona erdiği başka bir anlatımla işverenin davacıya hangi tarihe kadar ücret ödemekle yükümlü olduğu çekişme konularındandır.
Davalı bir tahkikat sebebiyle davacıya 15.11.1994 tarihinden itibaren 15 gün izin verildiğini, izin sonu davacının iş başı yapmadığını iddia etmiş, davacı ise 15.2.1995 günü hizmet akdinin sona erdirildiğini savunmuştur. Davacı dosyaya sunduğu 28.2.1995 gün 8584 sayılı noter ihtarnamesinde önceki savunmasına aykırı düşer şekilde ".... 18.11.1994 tarihinden itibaren gelmemesi istenmiştir. İşyerini terk etmem kedi isteğimle değil şirket yetkilileri tarafından olmuştur" diyerek izin sonu Kasım 1994 ayı sonu itibariyle hizmet akdinin sona erdiği görüşüne kuvvet kazandırmıştır.
Dava konusu yapılan dönemde davacının davalıya ait işyerinde fiilen çalıştığıda iddia edilmemiş, hizmete hazır beklediğide inandırıcı delillerle kanıtlanamamıştır. Tanık Ö. Y. dava konusu dönem içerisinde davacıyı aradığını yılbaşında Londra'ya gittiğini öğrendiğini bir daha dönmediğini açıklamıştır.
Bu nedenlerle izin bitimi Kasım 1994 sonu akdin sona erdiği ücretin bir çalışma karşılığı olduğuda gözönünde bulundurularak, davacının fiilen çalışmadığı ve ücretli izinlide olmadığı anlaşılan 1.12.1994-15.2.1995 tarihleri arasında ücrete hak kazanamaz.
Bu nedenlerle davanın reddi gerekirken kabulü hatalı olup mahalli mahkeme kararın bu yönden bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan daire çoğunluğunun kararına katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy