(818 S. K. m. 161, 325) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasındaki, sözleşme gereği tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 9.3.1999 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat E geldi. Karşı taraf adına Avukat B geldi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1. Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacı davalıya ait işyerinde genel müdür olarak belirli süreli hizmet akdi ile çalışırken işine haksız şekilde son verildiğini iddia ederek, sözleşmenin 7.nci maddesine göre tazminat isteğinde bulunmuş: buna karşılık davalı feshin haklı olduğunu gerçekten davacının doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunduğu için işine son verildiğini savunmuştur. Mahkemece istek doğrultusunda hüküm kurulmuştur.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, davacı dava dilekçesinde açıkça sözleşmenin 7. maddesinde öngörülen ve hangilere şekli gösterilen cezai şart isteği ile davayı açmış ve yargılama sırasında da verdiği açıklama dilekçesinde sözleşmenin 7. maddesinde öngörülen tazminatın kalem kalem hangi unsurlardan oluştuğunu belirterek miktarın hüküm altına alınmasını istemiştir. Anılan 7. maddede aynen işverenin akdi bu sözleşmede kayıtlı şartlar dışında feshetmek istemesi halinde, C'e akdin başlangıcı olan 1.3.1994 tarihine kadar olan aylar ve ilave iki yılın, belirtilen yıllık artış oranı da dikkate alınmak kaydıyla tüm kanuni haklarının parasal karşılığını cezai şart olarak ve ayrıca bu işe başlamak üzere ayrıldığı eski işyerinde feragat ettiği haklarını da nakdin ve def'aten ödemeye kabul eder" denilmektedir. Davacının bu cezai şarttan dolayı tazminata hak kazanabilmesi için hizmet akdinin davalı tarafından haksız olarak feshedilmiş olması gerekir. Davalı savunmasında otel işyerinde kimi müşterilere ucuz fiyatla oda tahsis edildiğini senetlerde davacı tarafından tahrifat yapıldığını, tahsilatın ödenmesine göz yumduğunu makam odası bakımından doğruluk bağlılığa uymayan davranışlarda bulunduğunu somut biçimde ifade ederek; deliller ibraz etmiş ve mahkemece de bunlar toplanmış olduğu gibi gerekçeli kararda da davalının savunması ayrıntılı bir biçimde özetlenmiştir. Ancak mahkemece toplanan deliller iddia ya da savunmanın doğruluğu bakımından bir değerlendirmeye tabi tutulmaksızın bilirkişi raporuna atıfta bulunularak feshin haksız olduğu örtülü biçimde kabul edilmiştir. Somut eylemler davacıya isnat edildiğine göre bunların teker teker değerlendirmeye tabi tutulması, gerçeğin ortaya çıkması bakımından önem arzetmektedir.
Öte yandan, dava açıkça cezai şart niteliğinde olan sözleşmesinin 7. maddesine dayanmış ve buna göre açıklama dilekçesinde de kalem kalem tümünü yapılarak toplam ne miktar tazminat istediğini göstermiştir. Bir başka anlatımla bakıya süre ile ilgili Borçlar Kanunu 325. maddesinden sözetmemiştir. Bu açıklama dilekçesine göre dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, rapor ve ek raporlar alınmış ve bilirkişi raporu tarafların yüzüne karşı okunarak diyecekleri görüldüğünde davacı vekili rapora bir diyeceği olmadığını davalı vekili ise kabul etmediğini bildirmişlerdir. Buna rağmen mahkemece gerekçeli kararda ek raporda belirtilen cezai şart B.K.nun 161. maddesine göre 1/3. ünü indirip belirlenen miktar ile ayrıca istenmediği halde bilirkişinin bulunduğu aynı miktar üzerinden B.K.nun 325. maddelerine göre bakiye.... için ücreti belirleyip hüküm altına alınmıştır. Bu şekilde B.K.nun 325. maddesine göre ikinci bir talep vermiş gibi hüküm kurulması HUMK.nun 74. maddesinde öngörülen istekle bağlılık ilkesine aykırılık oluşturur. Bir an için 325. maddeye göre hüküm kurulmasının doğru olduğu varsayılsa dahil o takdirde de, 325. madde uyarınca Genel Müdür olarak görev yapan davacının ne kadar sürede iş bulunup bulunmadığı üzerinde durulmamıştır. Davalı işveren kısa bir süre sonra bir başka otelde davacının genel müdür olarak görev yaptığını savunmuş ve adres bildirmek suretiyle bu konu üzerinde durulmasınıda istemiştir. Bu yön gözardı edilerek karar verilmiştir ki, böyle bir karar savunmayı kısıtlayıcı nitelikte olduğundan usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebebten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 20.000.000 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 9.3.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy