(4046 S. K. m. 21) (1475 S. K. m. 13, 14) (5521 S. K. m. 1)
Dava: Davacı, ihbar, kıdem, kötüniyet ve iş kaybı tazminatlarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Mahkemece iş kaybı tazminatı isteğine ilişkin davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmiştir. Ancak 4046 sayılı Özelleştirme Kanunu'nun 21. maddesinde öngörülen iş kaybı tazminatı hizmet akdinin feshine bağlı ve 1475 sayılı İş Kanununda öngörülen tazminatlara ilave olarak ödenen bir tazminat olduğu gibi, bu tazminatı ödemekle yetkili ve görevli kılınan İş ve İşçi Bulma Kurumu da kanunen işveren yerine kaim olunmuş bulunmaktadır. Böyle olunca 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde belirtilen işveren ile işçi arasında hizmet akdinden doğan bir hak uyuşmazlığı olduğu düşünülerek adli yargı ve dolayısıyla iş mahkemelerinin görevli olduğu kabul edilmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun görüşüde bu doğrultudadır. Mahkemece yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 7.11.2000 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir (Anayasa m. 142), görev hususu kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her safhasında taraflarca itiraz edilmese de göz önüne alınır.
İş Mahkemelerinin görevi 5521 sayılı iş Mahkemeleri Kanunun 1. maddesinde gösterilmiştir. Anılan maddeye göre bir davaya iş mahkemesinde bakılabilmesi için öncelikle, halen yürürlükte bulunan 1475 sayılı İş Kanunun 5. maddesinde gösterilen istisnalar dışında kalan, işçi ile işveren ve işveren vekili arasında hizmet aktinden veya iş kanunundan doğan bir hukuk uyuşmazlığının sözkonusu olması gerekir. Bu bakımdan anılan taraflar arasında idari bir işlemden doğan uyuşmazlık iş mahkemelerinin görevi dışında kaldığından, davaya bakmaya idare mahkemesi görevlidir. Davacının hizmet akdi, özelleştirmeden sonraki işveren tarafından feshedilmiştir. Her ne kadar davacının hizmet akdinin iş kanununa göre ihbar ve kıdem tazminatlarına hak kazanacak şekilde sona erdirilmesinden dolayı 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanunun 21. maddesinde iş kaybı tazminatı öngörülmüş ise de, maddede aynen "...kanunlardan ve yürürlükteki toplu iş sözleşmelerinden doğan tazminatları dışında ilave olarak iş kaybı tazminatı ödenir. Ayrıca bunlara yeni iş bulma, meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi hizmetleri özelleştirme fonundan desteklenerek ve finanse edilerek öncelikle sağlanır. Kapatma ve tasfiye halleri dışında sakat statüsü ile ( ilgili kanunların öngördüğü I, II ve III. Derece ), çalışanlar işten çıkarılamaz. Kapatma ve tasfiye halinde ise, işten çıkarılan sakat personele ( ilgili kanunların öngördüğü I, II ve III. Derece ) iş kaybı tazminatı bu kanunların tanıdığı hakların iki katı oranında ödenir. İş kaybı tazminatı ödenmesi ve sağlanabilecek diğer hizmetlere ilişkin işlemlerin yürütülmesinden İş ve İşçi Bulma Kurumu Genel Müdürlüğü görevli, yetkili ve sorumludur" denilerek bu tazminatın hizmet akdi veya iş kanundan doğan tazminatlar yanında ek olarak, Anayasanın sosyal devlet ilkesi ( Anayasa m.2 ) uyarınca, diğer önlemler yanında Devletçe ödenmek üzere öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
Öte yandan, iş kaybı tazminatı salt olarak yasadan ve sözleşmelerden hizmet akdinin feshi nedeniyle tazminat hakkı doğanlara ödenmesi öngörülen bir ek tazminat olmayıp, fesih tarihinden önce belirli süre kesintisiz çalışma, fesihten sonra 30 gün içinde İş ve İşçi Bulma Kurumuna başvurma gibi, şartların birlikte gerçekleşmesi halinde öngörülen idari bir tazminattır. İşsizlik sigortasının sistemimize girmesinden önce özelleştirme ile ilgili olarak kabul edilen iş kaybı tazminatı, hizmet akdinin özelleştirme faaliyetleri sırasında haklı neden olmaksızın işveren ve haklı sebeple işçi tarafından feshinden itibaren bir yıl içinde, feshi sonucu işsiz kalanların hak edebileceği bir ödemedir. Bunun sonucu olarak iş kaybı tazminatından ve yeni iş bulma ve meslek geliştirme ve edindirme imkanından, hizmet akdinin feshi tarihinde 506 sayılı Yasaya göre yaşlılık aylığına hak kazananlar yararlanamazlar. Ayrıca iş kaybı tazminatından yararlananların işe yerleştirilmeleri veya kendilerinin iş bulmaları halinde 120 gün ile 240 gün arasında ödenecek olan iş kaybı tazminatı ödemesine son verileceği 4046 sayılı kanunun 21/5. maddesinde düzenlenmiştir. Bu durumda iş kaybı tazminatı, hizmet akitleri özelleştirme nedeniyle sona erenlere, Devletçe belirli bir süre işsiz kalmaları halinde, yapılacak bir ödeme olup, son işveren özelleştirme idaresi veya işyerini devir alanın ödemesi gereken bir fesih tazminatı değildir.
Bundan başka, bir davanın iş mahkemesinde görülebilmesi için davanın işçi, işveren veya işveren vekili arasındaki uyuşmazlıktan doğması gerekir. Bu davada İş ve İşçi Bulma Kurumunun yukarıda yaptığımız açıklamalardan işveren olmadığı açıktır. İşverenin yerine kaim olma durumunun bulunmadığı da 4046 sayılı yasanın 21. maddesindeki düzenlemeden anlaşılmaktadır. Kaldı ki böyle bir varsayım ile bir mahkemenin görevini genişletmek, kamu düzeni ile belirlenmiş görev kurallarına aykırıdır.
İş Mahkemeleri Kanunun 1. maddesinde Sendikalar Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanunu'ndan doğan uyuşmazlıkların da iş mahkemelerinde çözümlenmesi öngörülmüştür. Konuya bu açıdan baktığımızda; 4046 sayılı Kanunun 21/5. maddesinde yer alan iş kaybı tazminatının, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 77 ve 78. maddesindeki usul ve esaslar çerçevesinde belirlenecek günlük net kazanç tutarı olduğu anlaşılmaktadır. Anılan düzenlemede, işçinin aylık ücreti, o ay içinde prim, ikramiye ve bu nitelikteki ödemeler, idari ve kaza mercilerince verilen karar gereği ücret ve prim, ikramiye gibi ödemelerin brüt toplamı olduğu, günlük kazancın alt ve üst sınırlarının ise, 506 sayılı yasaya ekli gösterge tablosuna göre, belirleneceği anlaşılmaktadır. Ayrıca 4046 sayılı Yasanın 21/6. maddesinde iş kaybı tazminatının fiilen ödendiği sürelere ait sosyal güvenlik kuruluşları kesintilerinin İş ve İşçi Bulma Kurumu Genel Müdürlüğünce ayrıca hak sahipleri adına bu madde gereğince açılacak hesaptan ilgili kuruma ödeneceği, kuralına yer verilmiştir. Dava konusu olayda uyuşmazlık, iş kaybı tazminatının miktarından veya iş kaybı tazminatından sosyal güvenlik kuruluşlarına kesinti yapılması konusundan kaynaklanmadığı için 506 sayılı Kanunun uygulanmasından doğan bir dava sözkonusu değildir. O halde 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 1. maddesine göre bu davada iş mahkemesi görevli bulunmamaktadır.
Gerek 4837 sayılı İş ve İşçi Bulma Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda ve gerek 4046 sayılı Yasada anılan kanunların uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda iş mahkemelerinin görevli olduğu yolunda bir düzenlemeye yer verilmemiş olduğundan, bu davada iş mahkemesini görevli saymak olanaksızdır.
Dava konusu uyuşmazlık İş ve İşçi Bulma Kurumunun 4046 sayılı yasanın 21. maddesini davacı hakkında uygulamamasından kaynaklanmaktadır. İdarenin bu eylemi olumsuz bir idari işlem niteliğini taşımaktadır. Anılan maddede iş kaybı tazminatı kamu düzeni, kamu yararı ve Devletin Sosyal devlet niteliği gözetilerek düzenlenmiştir. Özelleştirme kararı sonucu işçinin işsiz kalması ve bir iş bulamaması halinde, belirli süre eski gelirini korumak amacıyla, Devletin üstün buyurma gücüne dayanarak oluşturduğu egemen nitelikte bir idari işlemi (tasarrufu) sonucu iş kaybı tazminatı öngörülmüştür.
Böyle bir tasarruf Devletin (İş ve İşçi Bulma Kurumu'nun) bu sorumluluğu kanundan ve yaptığı egemen nitelikte ki bir işleminden doğmaktadır. Devletin, egemen gücüne dayalı bir işlemi sonucu davalı taraf olduğu böyle bir davada görevli mahkemenin adli yargı yeri olduğu yönünde yasalarda açık bir hüküm bulunmadıkça, görevli mahkemenin idari yargı mercii olarak kabul edilmesi, ana kural gereğidir (Bkz.Prof.Dr.Şeref Gözübüyük, Yönetim Hukuku, Ankara 1991, s. 300).
Yukarıda gösterilen sebeplerle, yerel mahkemenin İş ve İşçi Bulma Genel Kurulu ile ilgili görevsizlik kararının onanması gerektiği düşüncesiyle, Sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy