(1475 S. K. m. 13, 14, 17, 35, 49)
Dava: Taraflar arasındaki, kıdem ve kötü niyet tazminatları, fazla çalışma ve yıllık izin ücreti, ikramiye, hafta ve genel tatil gündelikleri ile ücret alacağının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine, dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.11.2000 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti.
Duruşma günü davalı adına Avukat ...... geldi. Karşı taraf adına Avukat
. geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçi ile işyerinde çalışan diğer bir kısım işçilerin ücretlerinin ödenmemesi sebebiyle topluca işi bıraktıkları, işverenin çalışmalarına devam etmeleri yönünde tek tek ikazda bulunmasına rağmen çalışmadıkları dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Davalı işveren bu toplu eylem sebebiyle davacının hizmet sözleşmesini feshetmiş olup, esasen sözleşmenin işverence sona erdirildiği davacı işçinin de kabulündedir. Mahkemece buna rağmen davacı işçinin sözleşmesini haklı olarak kendisinin feshettiğinin kabulü, dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Dairemizin öğretide de benimsenen kararlılık kazanmış uygulamasına göre, işçinin ücretinin ödenmemesi halinde haklı olarak hizmet sözleşmesini feshetme imkanı olduğu gibi alacağın tahsili için dava açma veya Bölge Çalışma Müdürlüğüne şikayette bulunma hakları mevcuttur. Ücreti ödenmeyen işçinin böyle bir yola başvurmaksızın diğer işçilerle birlikte hareket ederek topluca işin bırakılması 1475 sayılı İş Kanununun 17/II-d maddesinde öngörülen "doğruluk ve bağlılığa uymayan" bir davranış olarak kabul edilmelidir. Böyle olunca davalı işverenin feshi haklı sebebe dayandığından davacı işçi kıdem tazminatına hak kazanamaz. Mahkemece aksine düşünceyle yazılı şekilde kıdem tazminatının hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 97.500.000 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.11.2000 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacının 1999 yılı Mayıs-Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarına ilişkin ücretlerinin ödenmediği yönünde taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
18.09.1999 günü davacı ve diğer çalışanlar aylardan beri ödenmeyen ücretlerinin ödenmesini şantiye işyeri yetkilisinden talep etmişler ve karşılıklı görüşmelerle geçen günün ortasında iş akitlerinin feshedildiği anlaşılmaktadır.
Davalı işverenin ekonomik sıkıntıya girdiği ve uzun zamandır işçi ücretlerini ödeyemediği açıktır. Hizmet akdinin devamı sırasında işçi ve işverene ayrı ayrı düşen borç ve sorumluluklar vardır. İşverene düşen borçlardan birisi de ücret ödeme borcudur. İşveren çalıştırdığı işçiye ücretini ödememekte ve buna karşılık ondan çalışmasını istemektedir.
Borçlar Kanununun 81. maddesine göre karşılıklı borçlanmayı içeren bir sözleşmenin yerine getirilmesini isteyen tarafın öncelikle kendi borcunu ödemiş olması gerekir. İşveren hizmet sözleşmesinin kendisine getirdiği ücret ödeme borucunu aylarca yerine getirmemesine karşılık davacıdan iş görme borcunu istemesi her şeyden önce iyi niyet kurallarıyla bağdaşmaz.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacı ve diğer işçilerin amaçları ücretlerini alabilmektir. Bu amaçla işveren yetkililerine dileklerini anlatabilmek için girişimlerde bulunmuşlar ve bu girişimleri gün boyunca sürmüştür. Davalı tanıkları dahi, işçilerle tek tek görüşüldüğünü ve ücret ödenmeme nedeninin izah edildiğini belirtmişlerdir. Ortada toplu vizite, servis aracının önünü kesme araçları çalışamaz hale getirme gibi hukuk dışı davranışlar bulunmamaktadır. Ücret ödenmesi ile ilgili taleplerin işyeri yetkililerince şirket üst düzeyine iletildiği ve üst düzeydeki görevlilerin gelişine ve kesin sonuç alıncaya kadar bekledikleri anlaşılmaktadır. Ortada işi bırakma ve boykot gibi bir eylem bulunmamaktadır. İşçilerin haklı taleplerinin sonucunu almak için bekledikleri bir kaç saatlik süreyi yasa dışı eylem saymak mümkün değildir. İşçilerin gerçek iradeleri göz önüne alınmalıdır. Emeğinden başka hiçbir şeyi olmayan işçinin iradesi ücretini alabilmektir. İşverene karşı tasarladığı başka hiçbir düşüncesi yoktur. O halde en tabii hakkını alabilmek için teşebbüslerde bulunan işçiyi olaya uymayan doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunduğu şeklinde itham etmek gerçeklerle bağdaşmadığından bozma kararına katılamıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy