(6197 S. K. m. 1, 2) (1475 S. K. m. 1)
Dava: Davacı, ihbar, kıdem tazminatı, fazla mesai ve yıllık ücretli izin alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, davayı görev yönünden reddetmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, 2.5.1978-2.5.1998 tarihleri arasında davalıya ait eczane işyerinde hizmet akdiyle çalıştığını ve taraflar arasındaki akdin emeklilik suretiyle sona erdiğini belirterek kıdem tazminatı ile izin ücreti ve fazla çalışması karşılıklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı savunmasında; eczane işyerinin davacı tarafından işletildiğini ve kendisinin gerekli olan sağlık ve tababet ile ilgili tüm tedbirlerin alınmasında davacıya yardım ettiğini ve kendilerinin davacıdan ücret aldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkeme taraflar arasında hizmet ilişkisi bulunmadığı gerekçesiyle davayı görev yönünden red etmiştir.
Davacının çalıştığı işyerinin eczane olarak davalı üzerine kayıtlı olduğu belirlenmiştir.
6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanunun birinci maddesinde eczacılık eczane gibi müesseseler açmak ve işletmektir diye tarif edildiği gibi yine aynı yasanın 2. maddesinde eczacılık yapabilmek için gerekli koşulların ne olduğu gösterilmiştir.
Davacının eczacılık yapabilmek için yasal koşulları taşımadığı tartışmasızdır. Buna karşılık İstanbul Eczacı Odası kayıtlarına göre davalı işyerinin sahibi ve sorumlu müdürüdür. Yine sigorta kayıtlarına göre işyeri davalı adına sigortada kayıtlı olup davacının primleri davalı tarafından ödenmiştir. Ayrıca işyeri ile ilgili kira sözleşmesi mal sahibi ile davalı arasında düzenlenmiş olup, davacının eczacı kalfaları olduğuna ilişkin belgede dosyaya sunulmuştur.
Bütün bu olgular ve resmi kayıtlar davalının eczane işyerinin işvereni ve davacının da bu işyerinde hizmet akdi ile çalışan kişi olduğunu ortaya koymaktadır. Hizmet sözleşmesinin temel unsurları olan devamlılık ve bağımlılık ilişkisi taraflar arasında mevcut olup, bu unsurlar hizmet sözleşmesini diğer akit türlerinden ayıran unsurlar olması nedeniyle mahkemenin kabulünün aksine davacı ve davalı arasında hizmet akdi bulunduğu tartışmasızdır. Mahkemenin aksine düşüncelerle görevsizlik kararı vermesi hatalı olduğundan hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.9.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy