(4857 S. K. m. 32, 45) (1086 S. K. m. 73)
Dava: Davacı, ücret farkı, ikramiye, yasal ikramiye, sosyal yardım, giyim yardımı ve kira yardımının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi gerçekte davalı
. A.Ş. işçisi olduğu halde kendisine düşük ücret ödenmesi ve bu meyanda Toplu İş Sözleşmesinden yararlandırılmasını engellemek düşüncesi ile muvazaalı şekilde müteahhidin işçisi gibi gösterildiğini iddia ederek Toplu İş Sözleşmesinden kaynaklanan fark alacak isteklerinde bulunmaktadır.
Davalı ise özellikle üretilen gübrelerin torbalanması ve yükleme ve boşaltma işleminin ihale suretiyle dava dışı firmasına verildiğini ve anılan firma ile 31.07.1995 tarihinde bir sözleşme düzenlendiğini bunun üzerine anılan firmanın söz konusu işleri yürütmek amacıyla kendi işçilerini işyerinde çalıştırdığını, bu işçilerden dolayı iddia edildiği şekilde kendisinin tarafı olduğu Toplu İş Sözleşmesinden kaynaklanan bir sorumluluğunun bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece muvazaa iddiası kabul edilerek istekler hüküm altına alınmıştır.
Davalı
. A.Ş. ile
. dava dışı firması arasında düzenlenen 31.07.1995 tarihli sözleşmeye göre gübrelerin torbalanması, istiflenmesi, yükleme ve boşaltma işleminin yapılması görevinin firma tarafından gerçekleştirmesi karşılığında yapılacak işler teker teker sayılarak her biri için özellikler dikkate alınmak suretiyle ücretlerin belirlendiği, parası davalı işverene ödenmesi koşulu ile öğle yemeğinin davalı işverence verilmesinin öngörüldüğü, müteahhidin çalıştırdığı işçilerin ücretlerinden sorumlu olduğu kabul edildiği anlaşılmaktadır. Bunlardan başka aynı işçilerin sigorta primlerinden yine müteahhidin sorumlu olduğu açıktır. Bütün bunlardan başka ihale mevzuatına uygun şekilde bu yükleme ve boşaltma işi ihaleye çıkarılmış ve en uygun teklif veren firma olarak bu müteahhit ile iş bağlantısı kurulmuştur.
Öte yandan dava dışı durumunda bulunan ile davalı işveren arasında bu yükleme ve boşaltma işçilerinin ücretlerinin miktarı bakımından uyuşmazlık çıkması üzerine konu Gemlik Asliye Hukuk Mahkemesine intikal etmiş takriben iki yıl kadar süren bu dava sonucunda davacı herhangi bir alacağı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve yerel mahkeme kararının davacı firmanın temyizi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesince 10.02.2000 tarih ve 1999 /3847 Esas ve 2000/552 karar sayılı karar ile onanmıştır. Bu yerel mahkeme kararında davacı ile davalı arasında 31.07.1995 tarihinde yapılan tahmil ve tahliye sözleşmesinden dolayı davalı şirketin tam edimlerini yerine getirdiğini, davalı şirketin kendi işçilerine ödediği ücretten daha fazlasını davacının çalıştırdığı işçilere ödediği, bu durumda davacının herhangi bir alacağının söz konusu olmadığını vurgulamıştır.
Bu açıklamalar ve deliller karşısında davalı ile dava dışı 3. şahıs durumundaki
arasındaki tahmil ve tahliye ile ilgili 31.07.1995 tarihli sözleşmenin muvazaaya dayandığı ve davacının davalı şirketin işçisi olduğunun kabulü olanağı yoktur. Bu durumda davacı işçi davalı işverenin tarafı olduğu Toplu İş Sözleşmesinden yararlanamaz.
Ayrıca belirtmek gerekir ki, muntazam biçimde düzenlenen ücret bordrolarında ve sigorta prim bordrolarında davacı işçinin ücretinin müteahhit tarafından ödendiği ve sigorta primlerinin de onun tarafından yatırıldığı görülmektedir ki bu durumda ortada bir muvazaa olmadığı şeklinde varılan yukarıdaki sonucu doğrulamaktadır.
Böyle olunca davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.07.2000 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davalı tarafça işçilerin asıl işvereni olarak tanımlanan, Gemlik Asliye Ticaret Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde taraflar arasındaki mukavelede kendisi tarafından davalıya sağlanacak muhtelif eleman ücreti olarak gün başına 550.000 TL. fiyat belirlendiğini ifade etmektedir.
A.Ş. Genel Müdürlüğü ile (işveren) işi yapacak olan firma arasındaki mukavelenin yapılacak işler bölümünde; torbalama işleri, Karayolu vasıtalarının yükleme işleri, Denizyolu vasıtalarının yükleme işleri, Fabrikada depolanacak gübre torbalarının istiflenmesi işleri, istif mahallinde kamyonlara tekrar yükleme işlerinin müteahhit tarafından yapılacak işler olduğu belirtilmektedir.
Görüldüğü şekilde mukavelenin tanım bölümünde işi yapacak firma tabiri kullanılmakla müteahhidin hangi işleri kendi elemanları ile yapacağı belirtilmektedir.
Yine mukavelenin (2,7) fabrika hizmetleri için eleman tayini maddesinde; Gerek torbalama ve yükleme ünitesi ile ilgili müteahhidin vecibesi olmayan işlerde ve gerekse işverenin gerekli gördüğü yerlerde çalıştırılmak üzere işveren, müteahhitten eleman temin etmesi talebinde bulunduğu taktirde müteahhit 24 saat içerisinde işverenin talep ettiği sayıda ve özellikteki elemanı temin edecektir.Bu elemanların çalışma süreleri 8 saat olacak şekilde nazarı dikkate alınacak ve teklif buna göre verilecektir.... denilmektedir.Bu durumda mukavele iki bölümden oluşmakta ve müteahhide bir kısım iş ihale edildiği gibi asıl işveren mukavelenin konusu olan torbalama ve yükleme işleri dışındaki işler için eleman temini yönünde kişi ile ayrı bir anlaşma yapmış olup temin edilecek işçilerin taşeronun torbalama ve yükleme işlerinde çalıştırılacakları açıktır. Müteahhide torbalama ve yükleme işleri dışında başka iş verilmediğine göre temin edilip asıl işverence çalıştırılan işçiler asıl işverenin diğer iş yerlerinde çalıştırılmış ve çalıştırılmakta olduğundan bu kişiler müteahhidin işçisi sayılamazlar. Müteahhitle yapılan mukavelede temin edilecek işçilerin fabrika hizmetleri için yeni üretime dönük oldukları da belirtilmiştir.
Ayrıca mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesinde, davacı ve aynı statüdeki işçilerin asıl kadrolu işçiler ile aynı departmanlarda çalıştıkları, talimat ve emirleri davalıdan aldıkları, işe geliş ve gidişlerinin davalı tarafından düzenlenip kontrol edildiği, izinlerinin davalı tarafından verildiği ve çalışanların müteahhidin kim olduğunu dahi bilmedikleri belirlenmiştir.
Bu durumda davacı ve onunla aynı statüdeki işçilerin mukavelenin (2,7) maddesinde belirtilen ve müteahhit tarafından fabrika hizmetleri için temin edilen eleman oldukları ve müteahhidin işleri için çalıştırdığı işçiler ile bir ilgilerinin olmadığı ve asıl işveren olan davalı şirketin fabrika hizmetlerinde çalıştırdığı işçiler oldukları ve asıl iş için yapılan mukavelenin içerisinde bu işçilerin saklanması gayretine davalının girdiği ve işçi başına belirli oranda ücret alan müteahhidin bu işçilerin işverenleri olmayıp adeta bir komisyoncu pozisyonunda bulunduğu ve bu kişi ile davalı arasında yapılan anlaşmanın bu işçiler ile ilgili kısmının muvazaalı olup, davalı ve müteahhidin birlikte yaptıkları muvazaalı işlemlerin davacının davalının işçisi olma olgusunu ortadan kaldıramayacağından asıl işveren olan davalı şirkete ait işyerinde uygulanmakta olan toplu iş sözleşmesinden davacının da faydalanması gerektiği şeklindeki mahkeme kararının onanması görüşündeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy