(1475 S. K. m. 41, 61) (2822 S. K. m. 3, 6)
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
1. Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Dosya içeriğine göre davacı işçinin aylık maktu ücretle çalıştığı anlaşılmaktadır. Böyle olunca 30 günden fazla çeken aylar için bir yevmiye isteği ücret sistemine aykırılık oluşturur. 28 gün çeken şubat ayı için iki günlük ücretin tenzili nasıl olanak dışı ise 31 gün çeken aylar için bir gün fazla ücret ödeme isteği doğru olmaz.
3. Davacı işçinin hafta tatili olan pazar günü için çalışma karşılığı olmayan iki günlük ücrette ödenmiştir. Davacı bu dava ile Pazar günü çalıştığı için hafta içinde bir gün izin verilmediği için Toplu İş Sözleşmesine göre bir günlük ücret isteğinde bulunmaktadır. Davacı maktu aylıkla çalıştığına göre hafta içinde izin verilmesi gereken günde çalışma karşılığı olmayan ücreti almış sayılmalıdır. Buna rağmen bu isteğin de hüküm altına alınması hatalıdır.
4. Davacı işçi 1.6.1991 - 31.12.1992 yürürlük süreli Toplu İş Sözleşmesinin 46. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca asgari ücretin yükselmesi halinde iki asgari ücret arasındaki farkın, kendisi hakkında 1.7.1993 tarihinden itibaren uygulanmadığını ileri sürerek 21.4.2000 tarihinde açtığı bu dava ile fark ücret isteğinde bulunmuş istek gibi hüküm kurulmuştur.
1993 yılından itibaren davanın açıldığı tarihe kadar 8 yıl gibi çok uzun bir süre kendisine böyle bir ödemede bulunulmadığı gibi diğer işçilere de ödemede bulunulmadığı açık şekilde dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bir başka anlatımla işyerinde uzun süre bu konuda genel bir uygulama taraflarca benimsenmiş ve hiçbir uyuşmazlık da ortaya çıkmamıştır. Bu koşullarda uzun yıllardan sonra böyle bir istekte bulunulması işyerindeki iş barışının ve işçi işveren arasındaki dengeyi zedeler. Aynı zamanda artık bu durumun iş koşulu haline geldiği düşünülmelidir. Böyle olunca bu isteğin de reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.03.2002 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY: İşyerinde uygulanmış olan Toplu İş Sözleşmesinin 46.maddesinin IV.bendinde İşbu Toplu İş Sözleşmesinin yürürlük süresi içerisinde asgari ücretin yükseltilmesi halinde, eski asgari ücret ile yeni asgari ücret arasındaki fark işyerinde çalışan taraf sendika üyesi işçilerin ücretlerine yükseldiği tarihten itibaren aynen uygulanacaktır. denilmektedir.
Toplu İş Sözleşmesinin bu maddesinin uygulanmaması üzerine çıkan uyuşmazlıklar sonucu yargı kararı ile bu ücret farkının uygulanması yönüne gidilmiş ve 1.7.1993 tarihinden itibaren ise ödenmemiştir. Tüm Toplu İş Sözleşmelerinde aynı yönde düzenlemeler mevcuttur. Buna rağmen yukarıda belirtilen tarihten itibaren hiçbir uyuşmazlık çıkmadığı ve Toplu İş Sözleşmesinin bu hükmünün uygulanması halinde işyerindeki iş barışının ve ücret dengesinin bozulacağı şeklinde ki düşünce hukuki yönden geçerli olamaz. Bu nedenle bozma kararının bu yönüne katılamıyorum.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy