(1475 S. K. m. 13, 14)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dairemizin 30.12.1999 tarih, 18058 E. - 20472 K. sayılı bozma kararında: Davacının hizmet akdinin feshine dayanak yapılan olayda kusuru olup olmadığı ve zarar miktar konusunda uzman teknik bilirkişiden mütalaa alınmaması ve bu şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı görülmüştür.
Mahkemece bozma kararına uyulmasına karar verilmiş, ancak, uzman teknik bilirkişinin davacının kusuru olmadığına ilişkin raporuna rağmen farklı bir gerekçeyle, davacının davalının işveren vekiline hakaret ve sataşması olduğu, feshin bu nedenle haklı bulunduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Davalının, işveren vekiline hakaret, sataşma gibi eylemlerden tutanağı varsa da, bu husus bozma kararından önce hiç savunulmamış, tutanak tanıkları bu eylemleri doğrulayan herhangi bir beyanda bulunmamışlardır. Mahkemece ilk kararda feshe dayanak eylem olarak mahkemede zarara neden olma kabul edilmiş, bu gerekçe davalı tarafından temyiz edilmemiştir.
Dairemizce verilen bozma kararında da feshin ayrı olaya dayandığı kabul edilmiş ve bu yönden araştırma yapılması gereğine değinilmiştir. Bu durumda davacı yararına usulü kazanılmış hak doğmuştur.
O halde, bozma kararından sonra yapılan bilirkişi incelemesi ile davacının feshe dayanak olayda kusuru olmadığı saptandığına göre kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin kabulü gerekirken yazılı şekilde reddi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, 11.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy