(4684 S. K. Geç. m. 2)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı farkının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı 20.7.1984-15.7.1988 tarihleri arasında 1475 sayılı İş Yasasına tabi görevde çalışırken kendi isteği ile 15.7.1988 tarihinde 233 ve 308 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler hükümlerine göre çalıştırılmak üzere sözleşmeli personel statüsüne geçmiş ve 19.7.1997 tarihinde emekli olmuştur.
Davalı idare davacıya kıdem tazminatı ödemesinde bulunurken 20.7.1984-15.7.1988 dönemi için 308 ve 408 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerini ve 15.7.1988-19.7.1997 dönemine ilişkin olarak da 4684 sayılı Kanun hükümlerini uygulamıştır.
Davacı, 15.7.1988-19.2.1997 dönemine ilişkin hesaplamanın emekliye ayrıldığı tarihteki en son ücretinin dikkate alınarak yapılması gerektiğini belirterek fark kıdem tazminatı isteminde bulunmuştur.
4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun'un değişiklik yaptığı 4603 sayılı yasanın geçici 2.maddesinde; ...Vakıf Sandığı üyesi personel içinde her hizmet yılı için kendi hizmet dönemlerinde geçerli olan emekli ikramiyesi tutarları dikkate alınarak kıdem tazminatı hesaplanmak üzere ve geçmişe yönelik herhangi bir gecikme zammı faiz veya fer'i diğer bir hak ödenmemek kaydıyla bu fıkra hükmü uygulanır... denilmektedir.
Davalı idare 233 ve 308 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler statüsünde geçen 15.7.1988-19.2.1997 dönemi için 4603 ve 4684 sayılı yasaların yukarıda belirtilen hükümlerini uygulamak suretiyle davacı adına 263. 447. 800 TL. kıdem tazminatı tahakkuk ettirmiş ve adına ilgili banka şubesine yatırmıştır. Davacı hakkında davalı idarenin 4603-4684 sayılı yasaların hükümlerini uygulamasında bir yanlışlık bulunmamaktadır. İlgili yasa hükmü sözleşmeli personele ödenecek kıdem tazminatının ne şekilde belirleneceğini açıkça hükme bağlamıştır. Mahkemenin bu durumda yapması gereken işlem, hesaplamanın doğruluğunu araştırıp belirlenmesi, bu belirlemeye yaparken de her hizmet yılı için kendi hizmet dönemlerinde geçerli olan emekli ikramiyesi tutarlarını göz önüne almaktır.
Yine davacıya idare tarafından kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı anlaşılmaktadır. Banka şubesine yatırılan 263.447.800 TL. nin davacı tarafından alınıp alınmadığı da saptanmamıştır.
Mahkemenin kabul kararında davacı yararına mevduat faizine hükmedildiği görülmektedir. 4684 sayılı Yasanın geçici 2.maddesinde kıdem tazminatı hesaplanıp ödenirken geçmişe yönelik gecikme zammı, faiz veya fer'i diğer bir hak ödenmeyeceği öngörülmektedir. Mahkeme bu yasa hükmüne rağmen bilirkişinin Anayasaya aykırılık görüşüne iştirak ederek mevduat faizine karar vermiştir. Mevcut yasa hükmü yürürlükte olup, Anayasa Mahkemesi denetimine tabi tutulması talebi ve kararı olmadan yasa hükmünü göz ardı etmek mümkün değildir. Bu nedenlerle hatalı görülen mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy