(1475 S. K. m. 52, 56)
Dava: Davacı, ücretli izin alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.
Hüküm duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de, HUMK.nun 435.maddesi gereğince duruşma isteğinin süreden reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, emeklilik nedeniyle işten ayrıldığını, davalı tarafından kullandırılmayan izinlerinin bulunduğunu ileri sürerek, yıllık izin ücretlerinin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, hükme dayanak olan bilirkişi raporu gerek yıllık izin süresinin hesabı, gerek yıllık izin ücreti yönünden hatalıdır.
Şöyle ki; 1475 sayılı İş kanunu'nun 52. maddesinde "yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili, genel tatil günleri izin süresinden sayılmaz." denilmektedir. Toplu İş Sözleşmesinin 42. maddesinin birinci fıkrasında da benzer düzenleme vardır. İş kanunu ve Toplu İş Sözleşmesindeki bu düzenleme, işçinin hizmet süresi içinde yıllık izin kullanırken izlenecek hesaplama yöntemini göstermektedir. Hizmet akdi sona erdikten sonra ise hafta tatillerinin yıllık izin süresine eklenmesi mümkün değildir. İşçi bu hafta tatillerini çalışırken kullanıp ücretini almış bulunmaktadır. Buna göre, yıllık izin süresinin hafta tatilleri eklenmeden hesaplanması gerekir.
1475 sayılı İş Kanununun 56 . maddesinde, hizmet akdinin feshinden sonra işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin süresi ücretinin, akdin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden ödeneceği öngörülmüştür.
Toplu İş Sözleşmesinin 42. maddesinin 7. fıkrasında "yıllık ücretli izne çıkan işçilere yemek yardımı alsın veya almasın bu sözleşmenin 63/c maddesinde belirtilen yemek yardımı ödenir." ; 8. fıkrasında ise, "Ayrıca bütün sosyal yardımlardan yararlandırılır." denilmektedir.
Bu maddelerin yazılış ve düzenlenmesinden açıkça anlaşıldığı üzere, yıllık iznin kullanılması sırasında bu hakların kesintiye uğramaması ve ayrıca ödenmesi öngörülmektedir. Yıllık izin ücreti hesabında çıplak ücrete eklenmesi anlamında değildir.
Bu durumda, İş kanunu 56 . maddesi uyarınca, davacının hizmet akdinin feshi sırasında aldığı son çıplak ücret üzerinden hesaplama yapılmalıdır. Aksine düşüncelerle, hafta tatilleri süresini yıllık izin süresine ekleyen ve yemek ücreti ile sosyal yardımlarla giydirilmiş ücretten hesaplama yapan hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy