(1475 S. K. m. 14, 35, 56)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı, fazla çalışma ve izin ücreti, hafta ve genel tatil gündelikleri ile ikramiye alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1. Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacı, dava dilekçesinde davalıya ait işyerinde 4.9.2001 tarihinden beri çalıştığını 27.3.2003 tarihli ilk duruşmada işe giriş tarihinin dilekçede yanlış yazıldığını işe başlama tarihinin 4.9.2000 olduğunu belirterek izin, ikramiye, fazla mesai ve diğer alacakların ödenmediğini, işverenden talep etmesi üzerine kendisine 1.500.000.000 TL.ödenerek ibraname imzalatıldığı ve müteakiben iş akdinin feshedildiğini iddia etmiştir.
Davalı, dava dilekçesinde belirtilen tüm alacakların davacıya ödendiğini 17.6.2002 tarihli ibranamede verdiğini, işyerini kendisinin terkettiğini savunmuştur.
Davacı işe giriş tarihinin 4.9.2000 olduğunu belirtmiş, bu beyana karşı davalı açıkça itiraz etmemiştir. Davacı tanığının beyanı ve davalı tarafın dayandığı ibranamede kıdem tazminatının ödendiğinin belirtildiği ne göre kıdem tazminatı hakkının doğması için en az bir yıl çalışmış olması gereği dikkate alındığında, davalı tarafın davacının çalışmasının bir yıldan fazla olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davacının kıdem tazminatı, yıllık ücreti ve ikramiye alacağının kabulü gerekir. Ancak 17.6.2002 tarihli ibranamede kıdem, ihbar tazminatları ile izin alacağı karşılığı toplam 1.500.000.000 TL ödediği belirtildiğine göre bu ibraname makbuz niteliğindedir. İbranamede belirtilen alacakların ücret skala da dikkate alınmak suretiyle çıkacak miktardan önce doğmuş olan alacakların mahsubu ile varsa bakiye miktarların kabulüne karar verilmesi gerekir.
3. İbranamede genel tatil, hafta tatili ve fazla mesai alacağı belirtilmediğine göre bu alacaklar yönünden yeniden bilirkişiden hesap raporu alınarak bir değerlendirmeye tabi tutulup, sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.2.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy