(4857 S. K. m. 21) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı, ücret ve ikramiye fark alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, 29.2.2000 tarihinden önceki çalışmalarıyla ilgili olarak kendisine ihbar ve kıdem tazminatının ödendiğini 20.4.2000 tarihinde yeniden çalışmaya başladığı şekilde işlem yapıldığını 23.1.2003 tarihinde aktin feshi sırasında 20.4.2000 tarihten sonraki çalışmalarıyla ilgili ihbar ve kıdem tazminatının ödendiğini 29.2.2000 tarihinde ödenen ihbar kıdem tazminatının avans olarak kabul edilerek tüm çalışma suresine göre son ücret üzerinden ihbar ve kıdem tazminatının hesaplanarak fark ihbar kıdem tazminatının ve sözleşme farkından doğan fark ücret alacağını istemiştir.
Davalı çalışmanın aralıklı olduğunu her iki çalışma suresi için ayrı ayrı kıdem, ihbar tazminatının ödendiğini iki ayrı hizmet sözleşmesi bulunduğu davanın yersiz olduğunu reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece 29.2.2000 tarihinde aktin kötüniyetle feshedildiği kabul edilerek ve hizmet dönemi birleştirilerek davacının istekleri hüküm altına alınmıştır.
29.2.2000 tarihinde davacının hizmet akti feshedilerek ihbar kıdem tazminatı ödenmiştir. İki aya yakın süre geçtikten sonra davacının yeni bir hizmet akti ile davalıya ait aynı işyerinde davacının çalışmaya başladığı bu çalışma süresi sonunda 23.1.2002 tarihinde aktin feshedilerek ihbar kıdem tazminatının ödendiği anlaşılmaktadır. Bu iki farklı hizmet süresinin birleştirilerek son ücret üzerinden ihbar ve kıdem tazminatı hesaplanıp fark ve kıdem tazminatının hüküm altına alınması yasanın düzenlemesine ve dairemizin uygulamalarına uygun düşmemektedir. 29.2.2000 tarihindeki feshin kötüniyetli olduğunu saptaması halinde davacı önce kötüniyet tazminatı talep edebilir. Açıklanan bu nedenlerle davacının fark kıdem tazminatı ve iki sözleşme arasındaki fark ücret alacağı isteklerinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.6.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy