(506 S. K. m. 123) (657 S. K. m. 4)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği görevsizlik nedeniyle reddetmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı davalı kurumda 20.3.2002-31.12.2003 tarihleri arasında uzman doktor olarak çalıştığını, işine son verildiğini belirterek, Bölge Çalışma Müdürlüğünce yapılan inceleme sonucunda saptanan ihbar ve kıdem tazminatının hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur.
Davalı SSK Genel müdürlüğü, davacının dava konusu dönemde 506 sayılı SSK. nun 123. maddesi uyarınca idari sözleşme ile çalıştığını, davacı ile işçi-işveren ilişkisinin bulunmaması nedeniyle idari yargının görevli olduğunu, ayrıca esas yönden de haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece taraflar arasındaki ilişkinin, iş sözleşmesinden kaynaklanmadığı, aradaki ilişkinin idari sözleşmeye dayalı bir ilişki olduğu, bu tür uyuşmazlıkların ise İdare mahkemelerinin görev sınırları dahilinde kaldığı gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunun 25.4.2001 tarih ve 2001/9-385 E. 2001/403 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere; davalı kurumun savunmasına dayanak yaptığı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 123. maddesinde ...kurum, gerekli gördüğü yerlerde hastane, eczane, hekim, eczacı ve ebelerle ve diğer gerçek ve tüzel kişilerle sözleşmeler yapmaya yetkilidir... kuralına yer verilmiştir. Maddedeki hükmün amacı, her yerde sabit sağlık tesisi ve müessese kuramayan Kurumun o yerdeki serbest çalışan sağlık elemanları ve müesseselerle anlaşabilmesi ve sigortalılarına sağlık hizmeti verebilmesinin sağlanmasıdır. Ancak, uzman doktor olarak çalışan davacının Kurumun yataklı tedavi kurumlarında sürekli olarak çalışan kişiler olmaları nedeniyle bu gibi kişilerle yapılan sözleşmelerin anılan maddeye göre yapıldıklarının kabulü doğru değildir. Ayrıca, sözü edilen maddede kurumun çalıştıracağı gerçek kişilerle yapılacak sözleşmenin idari sözleşme olacağına ilişkin bir düzenleme de bulunmamaktadır. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin baş kısmında hizmet sözleşmesi ibaresine yer verilmiş olması ve davacının 657 sayılı Kanunu'nun 4. maddesi ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında memur, sözleşmeli personel ya da işçi sayılmayan kamu personeli de olmadığı anlaşıldığından taraflar arasındaki ilişkinin iş sözleşmesine dayandığının kabulü gerekir. Mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy