(4857 S. K. m. 18) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, kıdem ve yıllık izin ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı bankanın Antalya şubesinde müdür yardımcısı olarak çalışmakta iken 01.07.2003 tarihinde emekli olarak ayrılması nedeni ile kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı vekili, davacının Finike Şubesinde müdür yardımcısı olarak çalıştığı dönemde yapmış olduğu usulsüz uygulamaları neticesinde disiplin kurulunca mali mesuliyeti saklı kalmak kaydı ile 17.01.2000 tarihinde kınama cezası ile cezalandırıldığını; davacının bankaya vermiş olduğu zararları dolayısı ile tazminatının ödenmediğini ileri sürerek, davacının herhangi bir alacağının tespiti durumunda bankaya vermiş olduğu zarar nedeni ile 440.049.139.386 TL. nin takas mahsup yapılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının bankaya zarar verip vermediği hususunda kesinleşmiş bir yargı kararı olmadığı gibi, emeklilik tarihine kadar davacı aleyhine herhangi bir dava açılmamış olması ve bu olay nedeni ile hizmet sözleşmesinin feshedilmediğini, hak edilen kıdem tazminatından da davalının uğranıldığı iddia olunan zararın kesilmesi veya takas- mahsup yapılmasının da mümkün olmadığı belirtilerek davanın davalının takas/ mahsup talebinin reddine, davacı isteklerinin ise kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacı hakkında yapılan soruşturma sonunda usulsüz işlemler nedeni ile 17.01.200 tarihli Banka Disiplin Kurulu kararı ile davacıya mali mesuliyeti saklı kalmak kaydı ile kınama cezası verildiği, takas konusu tazminatın ödenmediği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça ileri sürülen takas- mahsup talebi bir def'i mahiyetinde olup, bu hususta mahkemenin taraflarca sunulan delil ve belgeleri bir değerlendirmeye tabi tutarak karar vermesi gerekir. Bu nedenle bankanın gerçekten uğradığı bir zararının olup olmadığı, davacının zarar dolayısı ile kusurunun bulunup bulunmadığı sorumlu tutulup tutulamayacağı, tereddüde mahal vermeyecek bir şekilde tespiti için, soruşturma raporları ve tüm dosya kapsamı, delil ve belgeler ile birlikte değerlendirilmesi gerekir. Bu hususta aralarında banka uzmanı bilirkişilerin de bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, 21.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy