(4857 S. K. m. 18, 21) (625 S. K. m. 1, 32)
Dava: Davacı, feshin geçersizliği ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kabul etmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı dilekçesinde davalıya ait anaokulunda öğretmen olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan, feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine, işe başlatmama tazminatına ve boşta geçen süre ücretine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren; davacının işine haksız olarak son verilse de bilahare işe davet edildiğini, davacının bu davete uymadığını, bunun üzerine işine haklı nedenle son verildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davacının iş sözleşmesi feshinin yazılı yapılmadığı, fesih sebebinin açık ve kesin belirtilmediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının davalıya ait anaokulunda öğretmen olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Buna göre öncelikle davacının 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları yasası kapsamında çalışıp çalışmadığının tespiti gerekmektedir.Anılan yasanın 1. maddesinde "Bu Kanun, Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler, özel hukuk tüzelkişileri veya özel hukuk hükümlerine göre yönetilen tüzelkişiler tarafından açılan okul öncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim kurumları ve bu düzeyde haberleşme ile öğretim yapan kuruluşlar, çeşitli kurslar, dershaneler, öğrenci etüt eğitim merkezleri, biçki dikiş yurtları ve benzeri kurumların kurum açma, öğretime başlama,eğitim, öğretim, yönetim, denetim ve gözetimi ile yabancılar tarafından açılmış bulunan özel öğretim kurumlarının eğitim, öğretim, yönetim, denetim ve gözetimi konularındaki hükümleri kapsar." 32. maddesinde "Özel öğretim kurumlarında çalışan müdür, diğer yönetici ve öğretmenler ile kurumların kurucuları veya kurucular temsilcisi arasında hizmet akdi en az bir yıl süreli olmak kaydıyla yazılı olarak yapılır. Yazılı sözleşmede görevin türü, süresi, ders sayısı, aylık ücret veya ders saati başına verilecek ücret miktarı, terfi süreleri, zam oranları, sözleşmenin uzatılması, feshi şartları belirtilir. Süresi öğretim yılı içinde sona, eren sözleşmeler öğretim yılı sonuna kadar kendiliğinden yenilenmiş sayılır" 34. maddesinde "üzelokul kurucuları veya kurucu temsilcileriyle müdür, diğer yönetici ve öğretmenler arasında yapılan yazılı sözleşmeler örnekleri ilgililerin atanmalarına izin verilmesine esas olacak evrak ile birlikte tescil edilmek üzere Milli Eğitim Bakanlığına gönderilir." hükümler düzenlenmiştir.
Belirtilen maddeler ışığında davacının davalıya ait okul öncesi eğitim kurumunda öğretmen olarak çalışıp çalışmadığının, çalışıyor ise çalıştığı kurum ile yasanın 32. maddesi anlamında en az bir yıl süreli yazılı sözleşme yapılıp yapılmadığının, yapılmış ise yasanın 34. maddesi uyarınca sözleşme örneğinin tescil edilmek üzere Milli Eğitim Bakanlığına gönderilip gönderilmediğinin davalı kurum ve Milli Eğitim Bakanlığından araştırılıp 625 Sayılı Yasa kapsamında çalıştığının anlaşılması halinde davacının belirli süreli akitle çalıştığı kabul edilerek, 4857 sayılı yasanın 18. maddesi kapsamı dışında kalması kabul edilmelidir. Gerçekten belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışanları iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilir. Davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığı anlaşıldığı takdirde davanın reddine karar vermek gerekir.
Öte yandan kabule göre de dosyadaki ücret bordrosu listesine göre davacının çalıştığı iş yerinde 14 işçinin çalıştığı anlaşılmaktadır. 4857 sayılı yasanın 18/1. maddesine göre 30 ve daha fazla işçi çalıştıran işyerleri iş güvencesi kapsamındadır. 30 ve daha fazla işçi çalıştırma kavramına anılan yasanın 18/4. maddesi ile açıklık getirilmiştir. Söz konusu maddede "işverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı bu işyerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenmelidir." denilmektedir. Somut olayda davalının aynı işkolunda başka işyeri bulunup bulunmadığı, varsa çalışan toplam işçi sayısı araştırılmalı, sonucuna göre davacının 4857 sayılı yasanın iş güvencesi hükümlerinden yararlanıp yararlanmayacağı tespit edilip buna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.9.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy