(1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, özel hukuk hükümlerine göre kurulmuş dava dışı İ. AŞ'de 30.11.1995 tarihinden önce geçen hizmetlerinden davalı Belediye de, daha sonra geçen hizmetleriyle birleştirilerek kıdem tazminatının hesaplanmasını ve buna göre fark kıdem tazminatı isteklerinin hüküm altına alınmasını istemiştir.
Mahkemece davacının dava dışı İ. AŞ'de ki iş akdinin 30.11.1995 tarihinde sonra erdirildiği davacının dört gün sonra 4.12.1995 tarihinde Belediye'ye ait işyerinde çalışmaya başladığı kabul edilmiş, ancak İ. AŞ'nin %90 hissesinin Belediye'ye ait olduğu ve davalı Belediye tarafından davacı işçinin kendi bünyesine devredildiği işçinin devri hükümleri çerçevesinde isteğin kabulü gerektiği kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 Sayılı Yasa'da işçinin devri diye bir müesseseye yer verilmiş değildir. Yasa da düzenlenmemekle birlikte Yargıtay içtihatlarında hizmet akdinin devri kabul edilmekteyse de bu üçlü ilişkinin doğması için devreden işveren devir alan işveren ve devredilen işçinin üçlü mutabakatı gerekir. Dava konusu olayda böyle bir mutabakatın ve devrin varlığı kanıtlanabilmiş değildir. Esasen mahkeme İ. AŞ'de ki hizmet akdinin feshedildiğini kabul ettiğinden feshedilen bir hizmet akdinin devrinden de söz edilemez.
Somut olayda işyeri devrinin söz konusu olup olmadığı dosya içeriğinden anlaşılamamaktadır. Mahkemece bu konu üzerinde durulmalı sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme ile ve çelişkili yasaya aykırı gerekçe ile yazılı şekilde davanın kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.02.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy