(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 59)
Dava: Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar tazminatı, izin, fazla çalışma ücreti, bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 07.03.2006 günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat P.S. geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dosya içindeki bilgi ve belgelerle tanık beyanlarına göre davacı işçinin ücretlerle ilgili bir tartışmadan sonra işyerinden ayrıldığı anlaşılmaktadır. İşverence davacının fazla çalışma ücretleri ile genel tatil ücretlerinin ödenmediği yapılan yargılama sonunda sabit olmuştur. O halde davacının ödenmeyen işçilik hakları sebebiyle iş sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/2-e maddesi uyarınca haklı olarak feshettiğinin kabulü gerekir. Mahkemece kıdem tazminatı isteğinin kabulü yerinde ise de, davacının ihbar tazminatına hak kazanmasına olanak bulunmamaktadır. İhbar tazminatı isteğinin reddine karar verilmelidir.
3- Islah yoluyla dava konusunun arttırılmasından sonra davalı vekili usulüne uygun şekilde zamanaşımı defini ileri sürmüştür. Mahkemece bu savunma üzerinde durulmadan ve bilirkişiden ek hesap raporu alınmaksızın karar verilmesi de hatalı olmuştur.
4- İşçinin hak kazanıp da kullanmadığı izin sürelerine ait ücreti, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin feshinde son ücret üzerinden işverence ödenmesi gerekir. Mahkemece bahsi geçen alacağa 4857 sayılı İş Kanunu'nun 34. maddesi uyarınca bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizin yürütülmesine karar verilmiştir. Kullanılmayan izin süresinin son ücret üzerinden alacağa dönüşmesi 4857 sayılı İş Kanunu'ndan kaynaklanan bir durum olup, çalışma karşılığı olmayan bu ödemenin geniş anlamda ücret içinde değerlendirilmesi doğru olmaz. Anılan istek yönünden yasal faiz yerine, bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmesi yerinde değildir.
5- Davalı işverenin temerrüde düşürüldüğü ihtarnamede fazla çalışma ücreti ile izin alacağı, mahkemece hüküm altına alınan miktarlardan daha az olarak talep olunmuştur. O halde her iki istek yönünden ihtarnamede yer alan tutarlar için davacının temyizinin olmaması sebebiyle dava tarihi, bakiyesi yönünden ise ıslah tarihinden itibaren faize karar verilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 450.- YTL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.03.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy