(4857 S. K. m. 18, 25, 26) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar, izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili, bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27.2.2007 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat Kerem Ceylan geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Davacı işçi ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinde bulunmuş, mahkemece feshin 6 işgünlük hak düşürücü süresi içinde yapılmadığı gerekçesiyle talep doğrultusunda karar verilmiştir. Davalı anonim şirket olup, 4857 sayılı İş Kanununun 26. maddesinde öngörülen 6 iş günlük hak düşürücü sürenin feshe yetkili makama bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı açıktır. Davacının amiri, 1.6.2005 tarihi ve öncesine dair bazı olaylardan bahsedilerek tarih içermeyen bir yazı ile savunma istemiş ve davacı da yine tarihsiz bir yazı ile savunmasını bildirmiştir. Savunma içeriğinde 1.6.2005 tarihinden söz edildiğine göre savunmanın en erken 1.6.2005 tarihinde verildiği anlaşılmaktadır. Feshe yetkili makamın öğrenme tarihi tam olarak belli değilse de davalı işveren bunun 3.6.2006 tarihinde gerçekleştiğini ve aynı gün sözleşmenin feshedildiğini savunmuştur. Dosyada bulunan fesih yazısından feshin 9.6.2005 tarihinde bildirildiği anlaşılmaktadır. Hak düşürücü sürenin olayın gerçekleştiği yada savunmanın alındığı tarihten başlaması söz konusu olmadığından, feshe yetkili makam tarafından öğrenilmesinden itibaren süresi içinde feshin gerçekleştiği kabul edilmelidir.
Davalı işveren davacının mesai saatleri içinde görev bölgesini terk etmesi ve telefonla arandığı halde görev bölgesi içinde olduğuna dair bilgi vermesi gerekçe gösterilerek feshedilmiştir. Davacı işçi savunmasında işveren iddialarına açıklık getirmiş ve iş dönüşünde ağabeyine uğradığını belirtmiştir. Davacının söz konusu davranışı fesih için geçerli nedeni oluştursa da, işverenin haklı feshine imkan veren nitelikte değildir. Bu nedenle ihbar ve kıdem tazminatlarının kabulü bu gerekçeyle yerindedir.
2- a- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- b- Davacı işçi fazla çalışma ücreti isteğinde bulunmuş, mahkemece haftada 18 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek taktiri indirim de yapılmak suretiyle isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı işçinin imzasını taşıyan iş sözleşmesinin 2. maddesinde, belirlenen aylık ücrete işçinin bu iş gereği yapacağı fazla çalışma ücretlerinin dahil olduğu kuralına yer verilmiştir. Dairemizin kararlılık kazanmış olan uygulamasına göre tarafların bu yöndeki iradelerine yılda 270 saatle sınırlı olarak değer verilmeli ve davacının yılda 270 saati aşan çalışmaları için fazla çalışma ücreti hesaplanmalıdır. Mahkemece, iş sözleşmesi hükmüne değer vermeksizin fazla çalışma hesabı ile hüküm altına alınması hatalı olmuştur.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, Davalı yararına takdir edilen 500 YTL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.02.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy