(4857 S. K. m. 2, 20) (351 S. K. m. 1)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davalı Genel Müdürlüğe ait yurtta alt işverenler değiştiği halde çalıştığını, 2004 yılında iş sözleşmesinin feshi nedeni ile dava açtığını, tekrar işe alınması üzerine davadan vazgeçtiğini, 2005 yılı çalışma dönemi başlangıcında şef olması nedeni ile diğer personeli çağırdığını ve işe geldiğini, ancak öğleden sonra yurt müdürünün yeni taşeron şirketin 34 işçi ile çalışacağını, kadro fazlası olması nedeni ile çalıştırılamayacağını söylediğini, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini iddia eden davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini isteyerek davalı Genel Müdürlük ve son taşeron şirket olan diğer davalı şirket aleyhine dava açmıştır.
Davalı Genel Müdürlük vekili, anahtar teslimi ile yurtların temizlik, çamaşır ve kalorifer hizmetinin ihaleye çıkarıldığını, davalı Genel müdürlüğe husumet yöneltilemeyeceğini, ayrıca daha önce dava açan davadan feragat etmesi nedeni ile tekrar dava açamayacağını, asıl işverenlik sıfatı bulunmadığını, davacının diğer şirketçe işe son verilmesi ile ilgili kurumun bir bilgisi olmadığını savunurken, diğer davalı şirket, davacı ile herhangi bir iş ilişkileri bulunmadığını, taraf olmadıklarını belirtmiştir.
Mahkemece savunmalara değer verilerek, Davalı Genel Müdürlüğün kamu kuruluşu olduğu, hizmet alımını ihale ile taşeron şirketlere verdiği ve bu işte çalıştırılanlar ile arasında iş sözleşmesi bulunmadığı, işçiler üzerinde hak ve tasarruf yetkisinin doğrudan ihaleyi kazanan şirkete ait bulunduğu gerekçesi ile davalı Genel Müdürlük yönünden husumet nedeni ile, diğer davalı şirketin ise ihaleyi kazandıktan sonra, diğer işçileri işe başlatmadan davacıyı kendi bünyelerinde çalıştırmayacağını bildirdiği, davacı ile bu şirket arasında bir iş ilişkisi kurulmadığı ve aralarında iş sözleşmesi bulunmadığı gerekçesi ile esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. Aynı maddenin 7. fıkrasına göre ise de, Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez.
351 sayılı yasa gereği kurulan Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu'nun amacı, yüksek öğrenim gören öğrencilere bu kanun gereğince kredi vermek, yurtlar yaptırmak ve yurt işletmesini sağlamak suretiyle Türk gençlerinin yüksek öğrenimlerini, sosyal ve kültürel gelişmelerini kolaylaştırmaktır. Yurt işletmesi kapsamında, davalı kurumun işletmekte olduğu öğrenci yurdunda temizlik, çamaşır ve kalorifer hizmetlerini ihale ile taşeronlara verdiği ve en son 23.06.2006 tarihinde diğer davalı şirketin ihale ile anılan hizmetleri 5 aylık süre ile yüklendiği ve davacının alt işverenler değiştiği halde, davalı kuruma ait yurtta çalıştığı ve iş sözleşmesinin verilen hizmetin davalı alt işveren tarafından yürütüldüğü sırada 08.09.2005 tarihinde feshedildiği anlaşılmaktadır. Verilen bu işler davalı kurumun yasa ile belirlenmiş yurt işletmesini sağlama hizmetlerinden olup, asıl iş niteliğindedir. Bu işlerin teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işle olduğu da ileri sürülmemiştir.
Somut bu maddi ve hukuki olgulara göre, asıl işin alt işverenlere verilmesi anılan yasa hükmü gereği geçersiz olduğundan, davacı işçi başlangıçtan itibaren davalı kurumun işçisidir. Kaldı ki işe alma ve işten çıkarmada kurum temsilcilerinin yetkili ve yönetim hakkının davalı kurumda olduğu, davacının iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiği anlaşılmaktadır. İhale ile işi alan davalı şirketin işverenlik sıfatı bulunmamaktadır.
4857 sayılı İş Yasası'nın 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1- Mahkemenin kararının bozularak ortadan KALDIRILMASINA,
2- Davalı KARTEM şirketinin işverenlik sıfatı bulunmadığından hakkında açılan davanın husumet nedeni ile REDDİNE
3- Davalı Yüksek Öğrenim Kredi Ve Yurtlar Gen.Müd. hakkında açılan davanın KABUL İLE,
a- Feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine,
4- Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında belirlenmesine,
5- Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin gerektiğine,
6- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
7- Davacının yapmış olduğu 89.00 YTL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalıların yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 450-YTL ücreti vekaletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
9- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davacıya İADESİNE, kesin olarak, 07.05.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy